Nilsu Pazaroğulları

Nilsu Pazaroğulları
@Nilvesu_
Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
Gaziantep Üniversitesi
Adana
Çankaya, 28 Haziran 1993
23 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Frekans sakızı
Puan vermedi·206 syf.··
2024 17. kitabı
Düşünce, inanç, totem, batıllarımızla veya herhangi bir sebeple; hayallerimiz, hedeflerimiz, imkanlı/imkansız isteklerimiz gerçekleşebilir. En büyük sebebi çok isteyişimizdir. “Şey” i bu kadar istediğimizde ona yönelik bir hayat yaşarız. Ona bağlı kararlar alır, eylemlerde bulunuruz. Çabalarız. Biraz olsun o isteğe yaklaşırız veya tümden elde ederiz. Bu inanç bize öyle güç vermiştir ki ne engeller aşarız.. Ancak bunu sağlayan sadece onu düşünmek değil onun için yapılan süreçlerdir, eylemlerdir. Bir şeyi sürekli düşünmekten, ona zaten sahipmiş gibi davranmaktan, hep pozitif bakmaktan bir cacık olmaz. En iyi ihtimalle kendimizi kandırırken moralli oluruz. Yazar, kitap boyunca düşünce gücünün, frekansların, atomların, DNA ların vs isteklerimizi kusursuz gerçekleştirdiğinden bahsediyor. Bilimsel, sosyolojik, psikolojik çalışmalarla destekliyor. Anlaşılan hayatın hilesini bulmuş. Bize hayranlarından gelen mektupları kanıt gösteriyor. Çeşitli ve çok iddialı hikayeler var. O zaman bu iyi haber çünkü dünya savaşlarını, yoksullukları, iklim krizlerini düşünerek bitirebiliriz. Sonuçta çok isteyince oluyor.. Hayatımda iki kere çok düşündüğüm ve yürekten istediğim şeye ulaştım. Çabalamakla ilgisi yoktu. Sadece şanstı. Büyük bir şanstı. Burdan bakınca belki yazar haklıdır. Belki çalışan benim odak noktam ve düşüncemdi. Ancak şunu kabul edelim: Hayatta “Sadece düşünerek rezonans alanımızı yaratır istediğimize ulaşabiliriz.” mekanizması varsa bile, her zaman işe yaramaz. Genelleme yapmak gerçekçi değildir. Bazen en büyük çabayı ve düşünceyi biz ortaya koysak da kaybederiz. Bazen başarır bazen başaramayız.. Genelleme yapmak gerekirse, şartlar uygun olduğunda piyango vurabilir. Uygun değilse akışta kalır, devam ederiz. Yazar, Almanyalarda düşünce gücüyle oyalanabilir ama bu sistemi
Düşünce
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tesla’nın Kutusu
Puan vermedi·344 syf.··
2024 3. kitabı
Louisa karakteri üzerinden yaşananların anlatıldığı roman, sık sık Tesla’ ya değiniyor. Genel olarak hareketli bir anlatımı var ancak istisnalar olmakla birlikte, olay akışı bana kopuk geldi. Odaklanarak okumakta zorlandım. Tesla, doğru akım karşısında alternatif akımı savunuyordu. Edison ile mücadelesi, yaşadığı haksızlıklar ve engeller karşısında pes etmeyen bir yapısı vardı. Kitaptaki bir diğer konu zaman makinesi. Azor karakteri üzerinden bu çalışmaları okuyoruz. Tesla’nın da geleceğe ait olduğu düşünülüyor. Hareketli anlatımıyla, Tesla nın düşünceleri sebebiyle keyifle okudum. Hatta N. Tesla’yı yakından tanıdığım roman oldu. “Bu çözümleme havada titreşirken” belgeselini izleyerek devam edeceğim.
Tesla'nın KutusuSamantha Hunt · April Yayıncılık · 2015802 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 1. kitabı
Kitabın konusu ve vermek istediği mesaj gayet başarılı. Karakterin başına gelen olay ve durumlar, iletiyi sunmaya çok müsait. Tam da bu açıdan daha sağlam olabilirdi... Budai nin zihin bulanıklığı romanı kolaylaştırmış gibi geldi. Daha gerçekçi, zeki bir karakter ve başka açılardan karmaşa içeren olaylar okumak istedim. İnsanlara kaybolduğunu bir türlü anlatamayan Budai, hastane aradığında hemen anlayıp yol gösteriyorlar sonuçta? Dil bilimci olarak dünya dillerine hakim de olsanız, bir bölgenin kültürüne yaşam tarzına hiç aşina olmadan sıfırdan dil öğrenmenin zorluğunu anlatabilmesi güçlüydü, başka topraklarda var olma ve kimlik arayışı da cabası. Nihayetinde toplumun bağlarını koparan en önemli etkenin "iletişim" olduğunu okudum. Karakterin bir kısımda -belki de konuştukları dillerde netlik yoktu, herkes sözlerine kendine göre anlamlar katıyordu- diyor. Bunu düşünmesi sağlıklı bir iletişim sisteminin olmamasıdır.
EpepeFerenc Karinthy · Notos Kitap · 2023231 okunma
Ölüyordum Geçerken Okudum
Puan vermedi·480 syf.··
2022 3. kitabı
1930larda başlayıp 2020lere kadar süren bir aşk öyküsü okudum. Mahur ve Nafiz birbirlerine zaafı olan karakterlerdi. Dönüp dolaşıp birbirinde nihayete varan bu kişilerin arasında olup bitenleri okumak dramatikti muhakkak ama beni daha çok cezbeden, bu tarihler arasında ülkedeki gelişmeleri takip edebilmek oldu. Yaklaşık 100 yıllık bir süreçte ülkedeki gelişmeleri ve bu gelişmelerin zaman zaman Mahur ve Nafiz ilişkisi üzerindeki etkisini gördük. Mahur ve Nafiz arasındaki ilişki bana, tekerrürden ibaret gibi geldi. (Sanki ülkenin süreç içinde yaşadıklarının prototipi bir ilişki içindelerdi, sanki Türkiye gibilerdi, çoğu noktada paralellik çizdim.) Yörüngeden çıkamayan iki gezegen gibiydiler. Döndüler yıllarca. Kendilerini birbirlerinde geliştiremediler. Birbirlerini aşamadılar. Yalnızca tutkularına takılıp kaldılar. Kitabın sonunda anlamlı bir kabulleniş vardı. Zor olsa da hayat her zaman ilerlemen gerektiğini söylüyor.. Benim için fazla aşk dolu bir roman olsa da bu yıllar içindeki Türkiye tarihini okumaktan zevk aldım. Ayrıca roman boyunca nostaljik şarkı alıntılarıyla süsleniyoruz. Bildiğimiz bilmediğimiz pek çok şarkıdan haberdar ediyor.
Düşünce
Ölüyordum Geçerken UğradımCan Gürses · Ayrıntı Yayınları · 2017587 okunma
Otomatik Portakal
Puan vermedi·172 syf.··
Beğendi
·
2021 11. kitabı
İnsanı biyolojik bağlamda ele alarak varoluşunun ilkel yanlarını yok etme üzerine bir yaklaşım ... Tamamen sapkın, ciddi suçlar işleyen hasta insanların bir arada bulunduğu hapishanelerde iyi anlamda gelişim göstermek mümkün olmuyor. Bunun bir anlamı olmadığı kararını alan yönetim başka yollara başvuruyor. Psikolojik testler ve koşullanmalarla "kötülük yapamayan insan" hedefine ulaşmaya çalışılıyor. Deneye kaynaklık eden Pavlov kanunları şart ama insanın tercihlerine dayanmadığı için din adamını pek memnun edemiyoruz. Doğasının baskın parçasını kaybediyor Alex. Uzun zaman kendisini gerçekleştirdiği bu yanını işkence çekerek öldürüyor. Bu değişim biraz başka birine dönüşmek gibi kendi özünde kalmak için düşüncelerinde direniyor, hazlarını geri istiyor ama yine aynı bünye bunu reddediyor bir yandan. Bu tedavi şart, başka çaresi yok. Kahramanı düzeltmek gerek.. mutlu mutlu değilse bile yaşamaya hakkı var diyerek . Bir günde bitirdim, zorlandım ama zorlanmadım da. Freud a selam olsun, bir süredir okuduğum en iyi romanlardan biriydi.
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma