Otomobil geçti gitti. Teneke sesleri kesilmedi. Müthiş bir gürültü Kaymakamın kulaklarında uğulduyordu.
Hamza Dayıya sordu:
"Bu teneke sesleri de neydi?"
"Seni uğurladılar. Senin gibi giden amirleri böyle uğurlamak adettir burda," diye gülümsedi.
Konu dönüp dolaşıp siyasete gelince
"Kadın erkek eşitliği" derdim Dimitrina
"Seçim hakkı, seçilme hakkı"
"Kadınların her türlü özgürlüğü olmalı."
Dimitrina da "Bu Avrupa'da bile yok ki Mustafa?
"Türkiye'de ne zaman olur?"
"Çok yakında." derdim Dimitrina
Hem de çok yakında...
Gadınlar yeniden doğuracaklar kendilerini."
Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,
akar suyun
meyve çağında ağacın,
serip gelişen hayatın düşmanı.
Çünkü ölüm vurdu damgasını alınlarına:
Çürüyen diş, dökülen et,
bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler,
Ve elbette ki, sevgilim, elbet,
dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya,
dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle,
işçi tulumuyla,
bu güzelim memlekette hürriyet.
Bursa da havlucu Recebe,
Karabük fabrikasında tesviyeci Hasana düşman,
fakir köylü Hatçe kadına,
ırgat Süleymana düşman,
sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman…
|Nazım Hikmet Ran