— Ne hatirladim, biliyor musun agabey? dedi. Bir gün rahmetli annemle tartisiyordum: "Seni dinlemek istemiyorum," diye bagiriyordu... Sonunda söyle dedim ona: "Beni anlayamazsiniz anne, ikimiz ayri kusaklarn insanlariyiz çünkü." Bu sözüme çok gücendi, bense, "Ne yapayim," diye düsünmüstüm, " Ilaç acidir, ama gene de yutmak gerekir." iste sira simdi bize geldi, çocuklarimiz onlarn kusagindan olmadigimizi söyleyecekler bize ve biz bu aci ilaci yutacagiz.
"İyileşmeyeceğim ben!" diye bağırdı. "Bana yalan söylüyorsunuz. Öleceğimi çok iyi biliyorum, dilediğim yerde öleceğim, bana karışmayın. Arsaya gitmek istiyorum ben..."
Ayağa kalktı
ve kadehine biraz daha içki koydu. Sonra yerine oturdu. Epeyce bir süre hiçbir şey söylemedi. "Seni korkutmak istemiyorum," dedi. "Ama seni soylu birbiçimde ölürken görebiliyorum, şöyle ya da böyle, değersiz birdava uğrunda!" Bana tuhaf tuhaf baktı. "Senin için bir şeyler yazsam, bunu dikkatle okur musun? Ve saklar mısın ? ""Evet,tabii," dedim. Daha sonra, gerçekten de sakladım. Bana verdiği o kâğıt hâlâ duruyor. Odanın öbür ucundaki yazi masasına gitti ve sandalyeye oturmadan, orada bir kâğıda bir şeyler yazdı. Sonra elinde o kâğıtla gelip yerine oturdu. "Tuhaf ama, bunları yazan kişi yaşayan bir şair değil. Wilhelm Stekel adlı bir psikanalist yazmış. Dinle bak ne di..Sen beni dinliyor musun? ""Evet.Tabii.Dinliyorum!"" Bak,ne diyor:'Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterissiz bir biçimde yaşamak istemesidir!"
"Şendir mayıs mevsimi!" dedi Bilbo yağmur yüzünü döverken. "Ama sırtımızı efsanelere verdik ve sılaya dönüyoruz. Sanırım bu sayede ilk kez tadını damağımızda hissediyoruz."