Paulo Coelho’nun en bilinen eserlerinden biri olan Simyacı, insanın kendi yolculuğunu keşfetmesini anlatan derin ve sade bir romandır. Kitap, Endülüslü bir çoban olan Santiago’nun, gördüğü bir rüyanın peşinden giderek Mısır piramitlerine uzanan yolculuğunu konu alıyor.
Anlatım dili oldukça sade ve akıcı olduğunu söyleyebilirim.Bu da kitabı her yaştan okuyucu için erişilebilir kılacaktır. Ancak basit dili, verdiği mesajların yüzeysel olduğu anlamına gelmez, aksine, kısa ve net cümlelerle derin anlamlar oluşturmayı başarmıştır.
Romanın en dikkat çekici yönü, aslında bir macera hikâyesi gibi ilerlerken okuyucuya hayatın anlamına dair güçlü mesajlar vermesidir. Santiago’nun karşılaştığı her insan ve olay, okuyucuya “kişisel menkıbe” kavramını sorgulatır.
(Kişisel menkıbe, bir insanın hayatta gerçekleştirmesi gereken en büyük amacı, gerçek hayali ve kaderi demektir)
Yazar, herkesin hayatta gerçekleştirmesi gereken bir amacı olduğunu ve bu amacı takip etmenin en büyük cesaret olduğunu vurgular.
Kitapta en çok öne çıkan temalardan biri, evrenin insanın hayallerine ulaşması için iş birliği yaptığı düşüncesidir.
Bu düşünce, okuyucuya umut ve motivasyon verirken aynı zamanda sorumluluk da yükler.
Çünkü hayallerin gerçekleşmesi için sadece istemek değil, harekete geçmek gerekir.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,5bin okunma
Ayşe Kulin’in Aylardan Kasım Günlerden Perşembe adlı eseri, Mustafa Kemal Atatürk’ü tarih kitaplarında alışık olduğumuz resmî kimliğinden çıkararak, onun insan yönüne odaklanan bir anlatı sunar.
Kitapta “ulu önder” kalıbını kırmayı amaçlar; okuru çocuk Mustafa’dan, delikanlı Mustafa Kemal’e; âşık, eş, yalnız ve hasta bir adama uzanan insani bir yolculuğa çıkarır. Klasik anlamda bir roman değildir; ancak kuru bir biyografi de sayılmaz.
Ayşe Kulin, Atatürk hakkında yazılmış pek çok kaynağı inceleyerek edindiği bilgileri, kendi anlatım dili ve duygusal bakışıyla harmanlanmış görülmektedir.
Bu yönüyle kitap, belgesel nitelikli edebî bir anlatım taşır.
Tarihsel gerçekler korunur; fakat anlatımda duygular ve içsel çözümlemeler ön plandadır.
Kitabın en dikkat çekici yönü, Atatürk’ün yalnızlığı ve insanî kırılganlığıdır.
Okuyucu olarak, büyük bir liderin aynı zamanda sevebilen, acı çekebilen ve hayatın sonuna doğru yalnızlaşan bir insan olduğunu hissettim.
Ayşe Kulin, bu yaklaşımıyla bende hem hayranlık hem de derin bir empati duygusu uyandırdı.
Dil sade, akıcı ve samimi.
Ayşe Kulin tarihsel anlatımı ağırlaştırmadan sunması kitabın daha geniş bir okur kitlesine hitap etmesini sağlayacağını düşünmekteyim.
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe, Atatürk’ü tanımaktan çok onu anlamayı hedefleyen bir eserdir.
Sonuç olarak bu kitap, Mustafa Kemal Atatürk’ü bir devlet adamı olarak değil, önce insan olarak görmek isteyen okurlar için etkileyici ve düşündürücü bir anlatı sunar. Ayşe Kulin
José Saramago, "Kabil" romanında bildiğimiz kutsal metin anlatılarını ters yüz ederek, insanlık tarihine alaycı ama derin bir bakış sunuyor. Ana karakterimiz Kabil, kardeşini öldürmenin yükünü sırtında taşırken, zamanda yolculuk eden bir sorgulayıcıya dönüşüyor. Kurban artık sadece katil değil, aynı zamanda Tanrı’yla hesaplaşan bir vicdana sahip ve onun sunduğu önergeler ile hareket ediyor.
Saramago’nun dili sert, ironik ve yer yer sarsıcı. Yazar, Tanrı figürünü sorgulanabilir bir karakter gibi işlerken, okura şu soruyu dayatıyor: Gerçek kötülük kimden geliyor?
Roman boyunca Nuh’un Gemisi’nden Sodoma’ya, İbrahim’in kurban sınavından Eyüp’ün çaresizliğine kadar bilindik sahneler yeniden yazılıyor. Ancak bu kez kutsallık zırhı değil, insanın ahlaki sezgisi konuşuyor.
Saramago’nun Tanrı ile Kabil arasında kurduğu bu çatışma, aslında inançla akıl arasındaki derin boşluğa işaret ediyor. Okuyucu ise bu yolculukta sık sık rahatsız ediliyor ki yazarın tam da istediği oluyor kanımca.
Dil, Saramago’nun ellerinde alışılmışlıkları yok eder. Noktalama işaretlerinin eksikliği, uzun ve kesintisiz cümle yapıları, metni kutsallıktan uzaklaştırıp insanileştirir. Kabil, bir roman olmanın ötesinde, etik, inanç ve vicdan üzerine derin bir düşünme alanıdır.
Ve sorular, roman sona erse bile zihinde kalmaya devam eder: Tanrı adil midir? Suçlu kimdir? Suskunluk affedilebilir mi?
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
Sanki; o günlerde oradaydım.. Kendimi öyle hissettim.. Belkide hep olmak istediğimdendir.
Uzun ve süslü cümlelere gerek duymadan sadece Yaşadım diyorum..
Tavsiyemdir.
Tüyap 2017 kitap fuarımdan kitaplığa dahil olan 10 adet Aytmatow kitabından üçüncüsü de bitmiş bulunmakta. Adıma hayırlı uğurlu olması dileğiyle :)
Elinizde 117 sayfalık bir kitap alıyorsunuz; aslında içinde 5 ayrı, birbirinden bağımsız hikaye barındırmakta. Kendine göre her biri ayrıcalıklıdır elbette. Ama beni en çok Kızıl elma ve Asker çocuğu etkiledi diyebilirim.
Hani okurken kendinizi bulursunuz ya hikaye içinde, bana öyle oldu. Kızıl elma bittiğinde içimden oh olsun-hakketin gibisinden bir duygu fışkırması oldu diyebilirim ;)
Asker çocuğu hikayesinde tam olarak kendime de ifade edemediğim bir etkilenme yaşadım. İçimdeki ASKER sevgisinden mi kaynaklı yoksa küçük yaşta babamı kaybetmiş olmaktan mı anlam veremedim. Hikayede her iki duygu vardı ve beni yüreğimden vurdu.
Elbette tavsiye ederim.
Takdiri siz okurların
Saygı ve selamlarla
İyi okumalar.