Diyelim ki, olayları gerçekten etkileyebildik günün birinde,hiç iyi olmaz, çünkü işin yeterliklisi olmadığımızdan sözün nereye varacağını bilmeden konuşuruz,tutamayız kendimizi; unutmamalı: Yeryüzü kulak kesilmiş gammazlarla doludur.En iyisi soğukkanlı olmak,bu çeşit kışkırtmaları duymazlıktan gelmek! Nereye baksak bir dürtükleme , bir kışkırtma var, üstüne oturduğunuz kanal boyundaki çimenlerde bile.(söz aramızda hiç doğru değil bu yaptığınız; bu havalarda ben sobanın ısıttığı odamda sıcak su torbamla kuş tüyü yorganlı yataktayım. Üstümde iki battaniye var. Gene de donuyorum.) Yargılarımız önünde sonunda dış görünüşlere dayanıyor, benim hastalığım için sizin o tehlikeli gezintilerinizden daha da iyi diyeceği geliyor insanın. Hastalığımın gerçek anlamını ele alırsak kimseyi inandıramam; inanılacak gibi de değil!