"Ve baktıkça sana tertemiz bir melek düştü dünyaya, gülümsedi tanrılar çıldırtan bir gururla. Sen karanlık ormanlara düşen o yüce ışık, sen bereketi öpüşlerin, bal eden hayat yükümü. Uzakta ol istediğin kadar, kendimden bile yakınsın bana."
Her şeyi biribirine karıştırmışızdır ya — asıl, yaşamsal olarak kendimize katmak isteyebileceğimiz etkilerle, geçirmemiz (ve aşmamız — 'kazanmamız') gereken gündelik yaşamda, pek önem vermeden — nazikçe, ya da aldırmasızca, belki ezerek — gelmesine, ama geçip de gitmesine izin vermemiz gereken ötekilerden gelen etkileri, hep, biribirine karıştırmışızdır ya: İşte bunun da acısını, bunun da sorumluluğunu, kendi yaşamımızda katarız — katmak zorunda kalırız..