İtimat edersen sağlam bir ruha, saf bir gönül ve çabayla, görürsün onları; senin hizmetinde olacaktır hepsi. Böylece, kazanacaksın diğer her şeyi. Zira her biri, her insanın doğasındaki öze doğru büyür. İnsanın özü de burada yatar. Ancak gözünü çevirip yönelirsen başkalarına, herkesin peşinden koştuğu, daima ruhu köreltip, arzuyu iştahlandıran; sayısız, beyhude, rezil hazinelere; ah, dönüp duran mevsimler gibi terkederler seni. Zira tek bir şeydir özledikleri, çabucak geri dönmek ilk yerlerine.
Babamın gidişinden bir hafta sonra dolapta yiyecek hiçbir şey kalmadı. Hiçbirimiz ne yapacağız diye düşünmedik. Düşünmenin nasıl bir şey olduğunu bilmiyorduk. Düşünmenin ne olduğunu bilsek babam da düşünürdü, ben olmazsam ne yapar arkamdakiler der, gitmezdi. Arkadakiler bilmiyorlardı demek ki.
Düşünmenin sadece kendine yanmak olduğunu sanıyorlardı. Babam kendi hayatını kurtarmak için basıp gitmişti, annem de evde kendine yanıyordu. Çoluk çocuk hak getire.
10.600 Boşnak hayatını yitirdikten sonra, savaşan taraflara Dayton Anlaşması kabul ettirildi.
Bu anlaşmaya göre, Bosna-Hersek'in yüzde elli biri Boşnak ve Hırvat Federasyonu'na, yüzde kırk dokuzu da, Bosna sınırları içinde savaştan önce nüfusun ancak yüzde otuz dördünü oluşturan Sırbistan'a bırakıldı.