Bu kitabı yazıldığı, ilham alındığı ve aslında olayların yaşandığı, gri ve boğucu şehirde okuma şansım olmuştu. O zaman anladım ki oradaki bir panayır bile kitaba dökülse kesinlikle bu hikayeyle aynı karamsar etkiyi verirdi.
“Aşk garip bir şeydi; insanı hem yaşatıyor hem de öldürüyordu. Kalbinin tam ortasında bir sıcaklık büyürken, aynı anda içini kavuran bir yangın da başlıyordu. Onu gördüğünde zaman duruyor, dünya susuyor, geri kalan her şey anlamını yitiriyordu. Aşk; birini sadece sevmek değil, onun yokluğunda da aynı sevdayla yanmaya devam etmekti. Gerçek aşk kavuşmakla değil; beklemekle, sabretmekle ve kalbinde taşıyabilmekle sınanırdı.”