"Ne doğumumuz ne ölümümüz ne de doğumla ölüm arasında can çekişerek sürdürdüğümüz hayatlar bize ait. Başkalarının isteklerinden doğuyor, başkalarının istediği gibi yaşıyor ve başkaları yüzünden ölüyoruz. Bizim sandığımız hayat bizim değil, bizim sandığımız beden bizim değil. "
Sırf yetersiz biri olduğum düşüncesinde kaybolmamalıyım. Hâlâ bir şansa sahip degil miyim? Eksik de olsam iyilik yapıp, güzellikle konuşamaz mıyım? Hayal kırıklığına sebep olan ben de bazen,sadece bazen iyi bir insan olamaz mıyım? Böyle düşününce yeniden hayat buluyor, gelecek günler için sabırsızlanmaya başlıyorum.
Artık kitap okumanın güçleştiği bir yaşta olduğunu düşünerek gözlerini ovuşturup birkaç defa kırpıştırdıktan sonra tekrar kitaba döndü. Arasının açıldığı eski dostuyla bir zamanlar sahip olduğu bağı yeniden kurmaya çalışırcasına, tüm kalbiyle okumaya devam etti. Bu iki arkadaş sabahtan akşama dek bir türlü birbirlerinden ayrılamadı. Bunca zaman uzak kalmış olmalarına rağmen araları çabuk düzelmişti.
Yine vurmuştum çantamı sırtıma, düşmüştüm yollara. Kalır mıyım? Evim olur mu Ankara? "Belki" dedim farkında olmadan yüksek sesle. Muavin "Efendim?" diye koştu geldi. Mahcup bir çocuktu. "Bir şey yok," dedim,"size demedim." Keşke size deseydim diye geçirdim içimden,o,uzun yol hali sıyrılmış eteğimden görünen bacağımdan utanıp arkasına dönüp giderken.