Refresh

This website 1000kitap.com/Nympheutria/yorumlar is currently offline. Cloudflare\'s Always Online™ shows a snapshot of this web page from the Internet Archive\'s Wayback Machine. To check for the live version, click Refresh.

Nympheutria

Nympheutria
@Nympheutria
1026 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Cinsiyet Belası
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2020 05:14
Cinsiyet Belası, son zamanlarda feminizm ve toplumsal cinsiyet araştırmalarını içeren okumalarımın içinde kendini akademik dille belli eden eserlerden bir tanesi oldu. Butler'i ilk kez tanıdığım bu eser bana birçok kazanıma ve kendimce kimi farkındalıklara ulaşmamı sağladı. Feminizm ve toplumsal cinsiyet araştırmaları son 50 yıla nazaran çok daha fazla artmış durumda. Bu harikulade bir durum. Önceki zamanlarda toplumsal cinsiyetin ya da feminizmin adını anmak bile bir "öcü" etkisi yaratırken şimdi üniversitelerde bunun üzerine odaklanmış olan akademik birimlerin bile olması gerçekten insanı gelecek için umutlandırıyor. Fakat şunu da unutmamamız gerek. Akademik çalışmalar kadar toplumsal alanda yapılan faaliyetler de son derece önemli olup, toplumumuzdaki toplumsal cinsiyetin ve ataerkilizmin altında ezilmiş olan insanlara farkındalık kazandırmak da bir o kadar önemli bir mevzu. Çünkü bu baskı altında mağdur olan herkes akademik bir dile alışık olmayabiliyor. Bu günümüzde öyle kritik bir konu ki, akademik açıdan en düşük seviyede olan ataerki mağduru insana bile bunu ulaştırmak da gerçekten aşırı önemli. En azından bu akademik çalışmalar akademik çevreler içerisinde kalmamalı, gerekirse bu gibi çalışmaları okuyup en azından bir nebze bile olsa kavrayan insanlar çevresindeki akademik açıdan düşük seviyede kalmış (ya da bırakılmış) ataerki mağdurlarına bunu anlayacakları dilden anlatmalı, ulaştırmalı. Ben de şahsen üniversitede okusam da akademik çevrelere tam anlamıyla yetecek kadar bir kavrayış yeteneğine sahip değilim. Ama elimden geldiğince bunu en azından kendi çevrem açısından ataerkiye maruz kalan tüm kesimlere dilim döndüğünce anlatmam şart. Çünkü gerçekten bir toplum bu şekilde değişiyor. Yaşadığım şehirde LGBTİ+ bireyler üzerine olan bir oluşuma dahilim. Zaman
Felsefe
Cinsiyet BelasıJudith Butler · Metis Yayıncılık · 2020808 okunma
Venüs isimli okura yanıt verildi
Nympheutria
beğenmenize sevindim
Reklam
Erkekler "erkek adamın" çelişkisini ya da trajedisini fıkralarda rahatça ifade edebiliyorlar ama gündelik hayatta, benliğin, yüceltilirken yıkılabildiği bir iktidar konumu içindeki erkek, sadece çevresine değil, kendi kendine de "erkeklik ispatı" ihtiyacını duyuyor. Genellikle bu ispat gerçekleşemediği için, "erkeklik krizi" bitmiyor. "Erkek olma" sürekli sınanma altında olduğu için, elden gitme tehlikesiyle karşı karşıya sayılıyor: "'Yeterince erkek' olmak, bir kere elde edilip sonuna kadar süren bir şey değil değildir. (...) Bağışlanan bir şey olduğu için geri de alınabilir." Dev olduğuna inandırılan ama kendi boyuyla sürekli yüzleşen ve hayatın zorlukları karşısında zedelenen bu varlık, kalıbını, şiddetli bir korkuyla savunuyor. Attığı ve yediği her şamarla biraz daha erkekleşiyor. İktidar vaadi ve iktidarsızlık keşfinin git geli içinde, çok kırılgan ama kırılganlığını çeşitli duvarlarla, maskelerle, güç gösterileriyle ya da şamatalarla gizlemeye çalışan şizofrenik bir varlığa dönüşüyor. İktidarla kurduğu zorunlu bağ, bu varlığı "delilik"in sınır dışı ve belki de devrimci deneyimlerinden çok "insan aklı" üretiminin sınırlarına hapsediyor ve iç içe işleyen iktidar mekanizmalarının taşıyıcısı haline getiriyor.
Sayfa 214 - İletişim Yayınları - 9. Basım (2021)·Kitabı okudu
Nympheutria
Hegemonik erkeklik ve toplumsal cinsiyet hakkında okuduğum en iyi alıntılardan biri. Sadece erkeklik değil toplumsal cinsiyet kavramının tamamı normların, normları dayatana, yani topluma, defalarca kez ispatına dayandırılıyor.
Ortaçağ ressamları, kadınları şeytanın arkasında diz çökmüş ve mabadını öpmeye çalışırken tasvir eden pek çok tablo ve çizim bırakmışlardır. On üçüncü yüzyılda, dönemlerinin en önde gelen teologları kabul edilen Aziz Thomas Aquinas ve Albertus Magnus, kadınların şeytanla cinsel ilişkiye girebildikleri fikrini ileri sürmüşlerdir. Engizisyon mahkemeleri, canlı canlı yakabilmek için itinayla şeytanla yatmış kadınlar aramaya koyulmuşlardır. Bu vicdanlı adalet dağıtıcıları tarafından özenle tanımlanmış belli işaretler ve belirtiler bulunuyordu. Bunlara şeytanın işaretleri deniyordu ve kurbanda bir kez fark edildiler mi şeytanın damgasına çürütülemez bir kanıt teşkil ediyorlardı.
Sayfa 191 - Ayrıntı Yayınları - Birinci Basım (2019)·Kitabı okudu
Kadın
Nympheutria
Bu işaretlerden de bir kısmı zaten bilindiği üzere erkek tekeli haline getirilmek istenen tıp ve kimi bilim dallarıyla ilgilenmekte olan kadınlarla ilgiliydi. Cadı terimi de buradan açığa çıkmış bir damgalamadır aslında.
Ataerkinin günah keçisi kadınlar (!)
Avrupa tarihinin bu dönemi boyunca pek çok rahip fuhuş evleri işletmekle iştigaldi. Bunların arasında Menez adında bir adam da vardı ve hakkında ''sahip olduğu evlerdeki fahişe sayısının kütüphanesindeki kitapların sayısına eşit olduğu'' söyleniyordu. Bu gelişmelerle birlikte zührevi hastalıkların çok fazla yayılması ve neredeyse tüm toplulukların sağlığı için ölümcül tehlike teşkil eden bir salgın biçimini alması doğaldı. Dönemin Avrupalı imparatorlarından biri resmi bir beyanatta bulunarak, bu hastalıkların, dini hiçe saymış ve seks şeytanına teslim olmuş insanlara karşı Tanrı'nın gazabının bir tezahürü olduğunu ilan etti. Bu hastalığın gerçek sebepleri henüz bilinmiyordu, dolayısıyla kadınlara atfedildi ve uygun olarak (Roma aşk Tanrıçası Venüs'e atıfla) ''Venüs hastalığı'' adı verildi.** Sonraları aynı adlandırma, günümüzde Avrupa'da venereal diseases (Venere = Venüs) olarak bilinen belsoğukluğu ve frengi dahil olmak üzere tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklar için kullanılır oldu. Böylece bir kez daha, tıpkı seks ve günahın Havva'ya atfedilmesi gibi cinsel ilişki sonucu yayılan hastalıklar da Venüs'e atfedildi. Erkekler saf ve masum kalırken kadınlar şer, günah ve hastalığın kaynağı olmaya devam ediyordu.
Sayfa 136 - Ayrıntı Yayınları - Birinci Basım (2019)·Kitabı okudu
Kadın
Nympheutria
Buna ek olarak önceki kısımda da tarihte haçlı dönemindeki askere alımlar için fuhşu kullandıkları da ele alınıyor. Bir erkek ancak ve ancak fuhuş vaadi ile askere alınabiliyordu. Dolayısıyla erkek egemen düzen zamanla çok daha fazla kadını fuhşa zorlayıp seks işçisi olmaya zorladı.
Ataerkinin günah keçisi kadınlar (!)
Avrupa tarihinin bu dönemi boyunca pek çok rahip fuhuş evleri işletmekle iştigaldi. Bunların arasında Menez adında bir adam da vardı ve hakkında ''sahip olduğu evlerdeki fahişe sayısının kütüphanesindeki kitapların sayısına eşit olduğu'' söyleniyordu. Bu gelişmelerle birlikte zührevi hastalıkların çok fazla yayılması ve neredeyse tüm toplulukların sağlığı için ölümcül tehlike teşkil eden bir salgın biçimini alması doğaldı. Dönemin Avrupalı imparatorlarından biri resmi bir beyanatta bulunarak, bu hastalıkların, dini hiçe saymış ve seks şeytanına teslim olmuş insanlara karşı Tanrı'nın gazabının bir tezahürü olduğunu ilan etti. Bu hastalığın gerçek sebepleri henüz bilinmiyordu, dolayısıyla kadınlara atfedildi ve uygun olarak (Roma aşk Tanrıçası Venüs'e atıfla) ''Venüs hastalığı'' adı verildi.** Sonraları aynı adlandırma, günümüzde Avrupa'da venereal diseases (Venere = Venüs) olarak bilinen belsoğukluğu ve frengi dahil olmak üzere tüm cinsel yolla bulaşan hastalıklar için kullanılır oldu. Böylece bir kez daha, tıpkı seks ve günahın Havva'ya atfedilmesi gibi cinsel ilişki sonucu yayılan hastalıklar da Venüs'e atfedildi. Erkekler saf ve masum kalırken kadınlar şer, günah ve hastalığın kaynağı olmaya devam ediyordu.
Sayfa 136 - Ayrıntı Yayınları - Birinci Basım (2019)·Kitabı okudu
Kadın
Nympheutria
** İngilizcede cinsel yolla bulaşan hastalıklara, Venüs'e atfen ''venereal'' denmesine benzer şekilde Türkçede de Zühre'ye (Venüs'ün Arapça karşılığı) atfen ''zührevi'' hastalıklar denmektedir.