Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle:
İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı?”
Cengiz Aytmatov...
Kitabı okurken burnumun direği sızladı... Ben ağlamıyorum oysa bu yüzümde ki ıslaklıkta neyin nesi....
2. Dünya Savaşında Kırgızistan'ın bir köyünde erkekleri askere gidince geride kalanların yaşadıkları sıkıntıları, acıları,kayıpları, umutları ,toprağa nasıl sıkısıkıya sarıldıklarını ele alıyor kitap. Tolgonay adında bir kadının hikayesi.. Tolgonay üç oğlunu ve eşini savaşta kaybetmiş ve çiceği burnunda dul kalmış tazecik gelinini toprağa vermiş bir kadın. Bu savaşlar neyin, kimin eseri?.. Neden doymaz ki insan? Oysa Toprak Ana hepimizi bağrına basmıyor mu? Güneş herkesi eşit ısıtmıyor mu? Gökten yağmur her parsele belirli miktarda yağmıyor mu? Derdi ne ki insanların? Huzur içinde yaşamak varken..
Savaşı zenginler çıkarır, yoksullar ölür. Tamda öyle olmuştu nice tazelerin hayalleri yarım, anaların elleri yüreklerinde,tarlada ekinler, gözlerde yaşlar,açlık ,umutsuzluk... Suçları neydi fakir olmak mı? İstila edilen topraklarını müdafaa edecek kadar özverili olmaları mı?Bütün savaşlar aynı değil midir zaten?
Kara toprak ,sevgili Toprak Ana , hepimizi sinesinde barındıran sen'sin.! Bizlere mutluluk vermeyeceksen neye yarar senin Toprak Ana oluşun ? Dünyaya niçin geliyoruz? Biz senin çocuklarınız, bize mutluluk ver, bizi mutlu kıl Toprak Ana!
Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor
Halk bir denizdir, derin yeride vardır, sığ yeri de...
Bir insanın kaderi dağdaki patika gibidir . Bazen çıkar ,bazen iner, bazen de dibi bir görünmeyen bir uçurumun başına gelip durur ,insan tek başına böyle bir yolda ilerleyemez, ama birleşenler birbirine omuz verenler her engeli aşarlar.
Zayıf olduğum için acıma hissimi yenemedim.
Demiri nasıl tavında dövmek