Ailesi, dünyanın fakir insanlardan beklediği her
şeyi yerine getiriyordu, babası bankadaki küçük memurlara kahvaltı götürüyor, annesi dışarıya dikiş dikeceğim diye durup dinlenmeden çalışıyor, kız kardeşi müşterilerin arzularını yerine getirmek için tezgâhın arkasında oradan oraya koşuşturuyordu..
“Bir dünya haritası alıp tam ortasına odaklandığınızda, Batı’nın Doğu ile sınırında, dünyanın tam ortasında duran İstanbul’un merkezinin Beyoğlu ilçesi, Beyoğlu’nun orta noktasınınsa Tünel Meydanı olduğunu görürdünüz. Dünyanın tam ortasında, uçsuz bucaksız kıtaların ve sonu gelmez okyanusların belirsiz sınırlarla birbirine girdiği bu yerde, yüzyıllardır birbirleriyle savaş halinde olan medeniyetlerin kesişimindeki bu sıfır noktasında hiçbir şeyi umursamadan köfte piyaz yemek, belki de dünyanın bugüne dek gördüğü en barışçıl eylemlerden biri oluyordu.”
Seni herkesten çok sevmiş, ama senin tarafından hiç tanınmamış olandan, hep seni beklemiş, ama senin tarafından hiç çağrılmamış olandan kalan bir miras.
''Değil mi ki sen,vücudumun tek sahibi olan sen beni sevmiyordun,artık öyleyse ne olursa olsun bu vücut beni ilgilendirmiyor''diyerek kendisini tanımayan aşkının
çocuğunu rahatça büyütebilmek için etini satabilmeyi kendine makul bir hale getirebilen bilinmeyen bir kadının bir erkeğe bırakmış olduğu ölümsüz bir aşk bu miras...
Kısaca eserden bahsetmem gerekirse ''Harikulade'' diyebilirim.