Cemal Süreya’nın şu sözleriyle başlamak istiyorum; ‘1931 yılında doğdum, 1937 yılında annem öldü, 1944 yılında Dostoyevski’yi okudum ve o gün bugün huzurum yoktur ‘ diyor ve ekliyor ‘Kendimi şiirin içinde buldum.’ Kendisi için belki öyle değildir ama ben şairin varoluşuna bir anlam yükleyebildiğini düşünüyorum. Farkında olsa da olmasa da…
Çanakkale hatıralarını bize kazandıran, Çanakkale Savaşı’nı ikinci kez kazanan sevgili şairle başlama sebebim, kitabın giriş bölümünde yer alan ‘Bugün annem öldü belki de dün bilmiyorum’ cümlesi. Şair ve yazarın bu cümleleri iki çocuğun el ele tutuşarak yürümesi gibi sanki. Bir tarafta annesinin ölmesiyle değil de Dostoyevski’yi okumasıyla huzurunun kaçtığını ve kendine dönüşünü vurgulayan bir şair, diğer tarafta annesinin bugün mü, dün mü öldüğünü ve durumun sıradanlığını dile getiren baş karakterin yazarı.
( Dönemin Maliye Müfettişi olan Cemal Süreya’nın Çanakkale Savaşı hatıralarını kurtardığını söylemem konu dışı gibi görülebilir ama şairin hayatının geri kalanının bir ‘Başkaldırıya’ sahne olduğunu düşünürsek Camus’nün felsefesini bizlere yaşayarak sunduğunu görebiliriz )
Yabancı, Sartre‘ın Bulantı'sı ile paralellik gösteren ama kitabın ortalarında denenmemişi deneyerek bize farklı yol sunan bir eser. Keyifli bir eser diyemem çünkü sizleri kalıplardan çıkaracaktır. Acı çekmenize sebep olacak. Nietzsche’nin ‘Öldürmeyen acı güçlendirir’ sözünden yola çıkarsak yüksek ihtimalle bitirdikten sonra daha güçlü devam edeceksiniz. Güçsüz kalır iseniz de sızlanmanıza gerek yok. Çünkü ‘Absürd Duygunuz’ ortaya çıkacaktır. Ben okuyanların her açıdan kazanacaklarını düşünüyorum.
Öldüğünde Camus’nün cebinden kullanılmamış bir tren bileti çıktığını biliyoruz. O halde şöyle diyelim; bu kitabın sizler için okunmuş olması
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2020137,1bin okunma