Aşkın gözü kördür, derler. Bu yargı esas olarak doğrudur da.
İnsan gerçekten aşık olduğunda, karşısındakinin gerçek yüzünü pek göremez, onu hep bir bulut arkasında, çirkinliklerini törpülenmiş, güzellikleri ise abartılmış bir siluet olarak algılar.
“Gel de şaşırma,” dedi fısıldarcasına. “Aynasıza bak, sarhoş sandı beni iyi mi?” Kendi kendine gülümsedi ve derin düşüncelere daldı. “Gerçi öyleydim,” dedi ve peşinden ekledi: “Bir kadının yüzüne bakıp sarhoş olacağımı hiç sanmazdım.”
Onu narin sapının üzerindeki soluk altın sarısı yapraklarıyla zinya çiçeğine benzetti. Ama hayır, bir ruhtu o, ilahi bir varlıktı, tanrıçaydı; böylesine yüce bir güzellik bu dünyaya ait olamazdı.