İster 20 ister 80 yaşında olsun, öğrenmeyi bırakan kişi yaşlıdır. Öğrenmeyi sürdürense daima genç kalır. Hayattaki en önemli şey, kafanızın genç kalmasını sağlamaktır.
-Henry Ford
"Kalbine vâkıf olacaksın, kalbine sahip olacaksın.
'Sür çıkar ağyâri dilden tâ tecellî ede Hakk, padişah gelmez saraya hâne ma'mur olmadan.'
Allah gönlümüze misafir olacağına göre, gönlümüzdeki ayrık otlarını temizlememiz lâzım ve oraya her duygunun öyle girip çıkmaması lâzım."
Dünyaya Geldim Gitmeye, Sadettin Ökten ile Kemal Sayar'ın radyo sohbetlerinin yazılı hali olan kitaplardan bir tanesidir.
Gönül sadasından akislerin ilki olan Dünyaya Geldim Gitmeye kitabı, iki değerli hocanın hayata ışık tutan söylemleri sayesinde kendime kattığım çok fazla şey oldu. Onlar kitapta birbiriyle sohbet ederken ben de bir sandalye çektim. Kitabı okurken beni yoran her şeyi bir kenara bıraktım ve sadece onların söylemlerine kulak vererek zihnimde yeniliklere yer verdim.
Sizlerinde bu şekilde faydalanacağını düşünüyorum. Çünkü hayatımızda olan hakikatleri o kadar güzel dile getirmişler ki kendinizden bir şeylere dokunabiliyorsunuz.
Gönül sadasından akislerin ikincisi olan Aşk İle Anı Seyretmek kitabını da sabırsızlıkla okumayı bekliyorum.
İncelememi kitabın ismini de aldığı Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın şu dizeleriyle sonlandırmak istiyorum:
Dünyaya geldim gitmeye
İlim ile hilme yetmeye
Aşk ile ân seyretmeye
Ben în ü ânı n'eylerem
....
İşte geldik gidiyoruz, bütün mesele "Aşk ile ânı seyretmek".
Bu "zir ü zeber olma", bu altüst oluş, gecenin gündüze, gündüzün geceye dönmesi size ne ifade ediyor?
okurillus
@Okurillus
·
şöyle diyor Hâşim: "Şimdi heyhat, eski saat'le beraber akşam da, fecir de bitti. Birçoklarımız için fecir, artık gecedir ve birçoklarımızı güneş, yeni ve acayip bir uykunun ateşlerinden, eller kilitli, ağız çarpılmış, bacaklar bozuk çarşafa dolanmış, kıvranırken buluyor. Artık geç uyanıyoruz. Çünkü hayatımıza sokulan yeni ve fena günün eşiğinde çömelmiş, kin, arzu, hırs ve haset sürülerinin bizi ateş saçan gözlerle beklediğini biliyoruz. Artık fecri yalnız kümeslerimizdeki dargın ve mağrur horozlara bıraktık. Şimdi Müslüman evindeki saat, başka bir âlemin vakitlerini gösterir gibi, bizim için gece olan saatleri gündüz ve gündüz olan saatleri gece renginde gösteriyor. Çölde yolunu şaşıranlar gibi biz şimdi zaman içinde kaybolmuş kimseleriz."