”Okumadan geçemediğim için okuyorum, sıkılsam da okuyorum. Düşünmek için okuyorum, hayran olmak için okuyorum, eğlenmek için okuyorum. Okuyup yoruluyorum. Dinlenmek için de gene okuyorum.”
Ali Çankırılı, İsmet Elbaşı ve İsmail Demirci tarafından hazırlanan ciltli ve renkli resimli içerikte genel görgü ve nezaket kurallarından bahsediliyor.
Vezneciler‘den giriniz ve Şehzadebaşı’nda sağa sola bakarak yürüyünüz. Her on-on beş adımda ya bir tatlıcı yahut da bir muhallebici dükkanına rastlayacaksınız. Lokantalar, aşçılar, hele bütün köşe başlarını çeviren fıstıkçılar da başka. Çaycılar, kahveler, gazinolar, bozacılar, şıracılar da bunlardan daha az değil. Tiyatro ve sinemaların içindeki yiyecek ve içecek satışlarını da ilave ederseniz bu caddede, her gece halkın istihlak ettiği abur cubur size hayrete düşürür. Üç beş tanesi istisna edilirse içinde yenilip içilmeyen bir tek dükkan bulamazsınız.
Demek ki, Ramazan gecelerinde o civar halkı için eğlenmek, bolca bir iftardan sonra habire tatlı, sütlü şeyler, fıstık, leblebi gibi kuruyemişler yemek ve sayısız çay, kahve, gazoz ,şıra, boza, limonata içmektir. Tevekkeli bazı yemişlere “eğlencelik” demiyorlar!
Tiyatrolar ve sinemalar bitinceye kadar devam eden bu fasılasız yiyip içmeden sonra caddeyi simitçiler bastırıyor. Halkın çoğunun elinde birer simit. Tabii eve gidince bunun üstüne mükemmel bir sahur yemeği yiyenler de yok değil!
Tiyatrolar ve sinemalar bitinceye kadar devam eden bu fasılasız yiyip içmeden sonra caddeyi simitçiler bastırıyor. Halkın çoğunun elinde birer simit. Tabii eve gidince bunun üstüne mükemmel bir sahur yemeği yiyenler de yok değil!