Britanyalı etnolog Nigel Barley bir defasında Şu tahmini dile
getirir: "Gelecegin gerçek anahtarı kültür gibi temel kavramlarm
var olmayı kesmesidir." Barley'ye gore, "hepimiz öyle
veya böyle Hawai gomlekli turistlermişiz".1 Kültür bittikten
sonraki yeni insana "turist" mi denecek? Yoksa bize şen turistler
olarak koca diinyaya dogru gezintiye çıkma ozgürlüğü
tanıyan bir kültürde mi yaşıyoruz nihayet? Peki bu yeni kültürü
nasıl anlatmalı?
İnsan olmanın olayı aşk aslında, ama bunu anlamıyorlar. Anlasalar aşk yok olurdu.
Tek bildiğim aşkın korkutucu olduğu. İnsanlar da deli gibi korkuyor zaten, televizyondaki yarışma programları bu yüzden var.
Kafaları dağılsın, aşktan başka şeyler düşünsünler diye.
Aşk korkunç çünkü sizi müthiş bir güçle içine çekiyor, dışarıdan küçücük görünen, ama içeride mantığınızı alıp götüren dev kütleli bir karadelik gibi. Kendinizi kaybediyorsunuz, benim kaybettiğim gibi, felaketlerin en güzeli, yok oluşların en ateşlisi.
Aşk aptalca şeyler yaptırıyor size, aklınıza meydan okuyor dur-madan. Huzuru değil acıyı, sonsuzluğu değil faniliği, evinizi değil bu tuhaf gezegeni seçiyorsunuz.
Umut denen şey çoğunlukla anlamsızdı. Bir mantığı yoktu.
Mantığı olsaydı umut değil mantık denirdi zaten. Ayrıca çaba gerektiriyordu ve ben çaba göstermeye alışık değildim. Geldiğim yerde hiçbir şey çaba gerektirmezdi. Geldiğim yerin olayı buydu, tastamam çabasız bir varoluş. Ama orada değil buradaydım. Ve umut ediyordum. Belli bir mesafeden, hiçbir şey yapmadan umut ediyor da değildim üstelik. Hayır. Elimi, yeteneği olan elimi, çocuğun kalbine dayayıp işe koyuldum.