Yaşamımızın bu akıntısı altında, onun içinde, ters yönde akan başka bir akıntı var; burada dünden yarına gidiyoruz, orada yarından düne gidiliyor. Bir anda hem örülüyor hem çözülüyor.
Herhangi bir hastalığa yakalanılacağına inanıp pireyi bile deve yapacak türünden aşırı kaygı yaşamak ve hastalık kapmaktan son derece korkan insanlar hastalık hastası olmasının en belirgin özelliğidir. Moliere’nin tiyatrosunda bunu bize Argan karakteri üzerinde gayet güzel hissettirdiğini düşünüyorum. Hastalık hastası olan Argan karakterimiz şikayetlerine sürekli gerekçeler arayarak kendi çevresindekilerine hasta olduğunu ikna etmeyi çalışmaktadır. Bu durumda hekimlerin tabiri caizse işine gelmektedir.
Moliere’nin yaşadığı döneme göre tıp biliminin durumu içler acısı bir vaziyetteymiş. Hekimler Latince dilde hastalık ismi söyleyip hastayı kandırmaya, para kazanmak uğruna uzunca reçeteler yazmayı ve başvurdukları tedavi yöntemlerinden bir kaçının hastanın ölümüne bile sebebiyet vermekte olduğunu Moliere alaylı bir dille aktarmıştır.
Tıp eğitiminin verilmesini şu şekilde aktarmıştır sevgili Moliere :
’’…Övünmek gibi olmasın ama kendisi tıp eğitimi görüyor ve okuldaki bütün münazaralarda onun kadar gürültü koparan başka bir hekim adayı daha yok’’ (S.61). Kitaptaki dipnot ile desteleyecek olursak tıp eğitiminin halka açık münazaralardan ibaret olduğu aktarılmıştır.
Argan karakterinin kızının evliliğinin bir hekimle yapmak istemesi, eşiyle olan ilişkisi dönemin sorunlarını trajikomik bir şekilde aktarmıştır.
Keyifli okumalar dilerim...