Onur Um

Onur Um
@OnrUm
Gazeteci
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik/Bilişim İhtisas
İzmir
İzmir
13 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
İnsanoğlunun ne zaman şişmanlamaya başladı
Henüz bilinmiyor. Ama bilinen sebepler var: Örneğin... Genetiği değiştirilmiş buğday, içeriğindeki karbonhidrat bileşeni olan "amilopektin A" yüzünden kan şekerini hızla yükseltiyor. Neden? Glisemik indeksi çok yüksek de ondan! Çay şekerinin glisemik indeksi 59 iken, buğday ekmeğinin glisemik indeksi 72. Acıklıdır... Kimi doktorlar, diyabet hastalarına şekeri yasaklarken, glisemik indeksi daha yüksek olan buğdayı öneriyor! Öyle ki... Hibrit tohumların satışını artırıp pazar payını büyütmek isteyen küresel şirketler, 1980'lerde ABD' de "Besin Piramidi" açıkladı. Kontrollerindeki medya aracılığıyla kısa sürede dünyaya yaydılar. 1980 başında Amerikan Diyabet Derneği (American Diabetes Association/ ADA), şişmanlık ile obezite ve şeker hastalığı/ diyabeti engellemek için bir besin piramidi açıklayarak bunu dünyaya "beslenme önerisi" diye duyurdu. Bu beslenme piramidine göre; obezite, diyabet ve kalp damar hastalıklarından korunmak için günlük besin ihtiyacımızın büyük kısmını tahıl -özellikle de buğday- ürünlerinden almak şarttı! Obezite ve diyabetten korunmak için iki saatte bir, günde altı ile sekiz öğün yenmeliydi! Ve günde altı ile onbir porsiyon tam tahıllı ürün tüketilmeliydi! Piramidin en tepesindeki minicik bölümde yağlar yer alıyordu. ADA, "yağ yemeyin, yağlar damarları tıkıyor ve kalp damar hastalıklarına yol açıyor" diye uyardı. Buğdayın adeta sağlık mucizesi olarak lanse edildiği 30 yıllık dönemde ne oldu biliyor musunuz? Obezite 3, diyabet 4 kat arttı! Hani... Tam tahıllı ürünler tüketerek obezite ve diyabet engellenecekti? İnsanoğlu tarihte hiç olmadığı kadar şişmanladı. Şeker hastalığı salgın hastalık gibi çoğaldı. İddiam şu: Bilerek yaptılar bunu!37 ABD'li kardiyolog William R. Davis,38 Buğday Göbeği kitabında buğdayın "mükemmel bir zehir"
Bilim
Reklam
Gizli gerçek
Türkiye geri kalmış bir ülke değil, geri bıraktırılmış bir ülkedir! Bakınız... Türkiye'de tohum gen bankası kurulma çalışması 1964 yılında Başbakan İsmet İnönü döneminde başladı. Ancak 10 yıl sonra Başbakan Bülent Ecevit döneminde 1974'te Ulusal Tohum Gen Bankası adıyla kuruldu! Bu bile 10 yıl sürdü. Yaptırmadılar. Mesele açık. Yaptırmıyorlar. Gizli gerçekler Tohum patentine dönersek... Rockefeller (ve benzerleri), "bu tohumu ben keşfettim, bunun patent hakkı bendedir" deyip üreticilerin bunları alması için, "şeytan üçgeni" IMF-Dünya Bankası-Dünya Ticaret Örgütü aracılığıyla ülkelere siyasi-iktisadi dayatmalarda bulunuyor. Bu kadar değil... Rockefeller, "bu tohumlar harika dostum" diyerek, dünyayı doyuracak "gıda devrimi" yalanıyla yutturdu. Oysa... - "Yeşil Devrim" koca bir yalandı. - "Üretim artışıyla açlık yok edilecek" dendi; dünyada açların sayısı her geçen gün artıyor! Dr. Borlaug'un Nobel aldığı 1970'te dünyada açların sayısı 460 milyondu. Bugün bu rakam 1.4 milyar!
Siyaset
Tohum nasıl stratejik silah oldu
Tohumun nasıl stratejik "silah" olduğunu bir ülke üzerinden anlatmalıyım: 1971 yılındaki Irak tahıl zehirlenmesini duymuş muydunuz? Sanmam. Yazmazlar... Irak, kuraklık sorununu aşmak için Norman Borlaug tarafından Meksika' da geliştirilen yüksek verimli olduğu iddia edilen hibrit tohumu "mexipak"i Meksika ve ABD'den ithal etti. 73 bin 201 ton buğday ve 22 bin 262 ton arpa İspanyolca etiketli turuncu-pembe çuvallarla Irak'a geldi. Tabii ki söylenmedi ama bu tohumlar, ortalama 7.9 cıva içeriyordu. Bazı numunelerde bu oran neredeyse iki katına kadar çıkıyordu. Bu nedenle, 1966 yılında İsveç ve 1971 yılı başında İngiltere bu tohumların ülkelerine girişini yasaklamıştı. Ama. Bile bile Irak'a çok düşük fiyata sattılar. Yanlışlık filan yok, bilerek yaptılar. Çünkü: 1968 yılında ülke yönetimine Sosyalist BAAS el koyup petrolü millileştirmişti! BAAS yönetiminin biyolojik savaştan haberi bile yoktu. Cıva kaplı tohumlar başta Kerkük, Erbil olmak üzere Irak topraklarına ekildi. Sonuç? Yüzlerce insan ve sığır gibi verimli hayvanlar zehirlenerek can verdi. Daha da acısı... Irak bugün dünyanın en yüksek parkinson hastalığı oranına sahip! (Parkinson belirtileri cıva zehirlenmesi semptomlarına çok benzer ve beynin içine giren cıva bu hastalığa sebep olur.) Irak'a bu tohumları satan küresel şirket Cargill idi. (Bu şirket Türkiye' deki faaliyetleriyle ileride yine karşınıza yine çıkacaktır.)
Siyaset
Tarım; siyasi stratejinin önemli silahı...
Vietnam Savaşı yenilgisi ve ardından petrol krizi ABD ekonomisini durgunluğa/ stagflasyona soktu. Sovyetler Birliği ile yarışta ABD geride kaldı. Diğer yandan ABD'nin en korktuğu şey gerçekleşti: Üçüncü Dünya Ülkeleri'nde milli uyamşlar başladı. Kimi bağımsızlığına kavuşuyor, kimi toprak reformu gibi talepleri yüksek sesle dile getiriyordu. ABD, özellikle Hindistan, Mısır, Nijerya, Endonezya, Filipinler, Bangladeş, Pakistan gibi 30 ülkede "siyasal endişe" tespit etti. Bu ülkelerden biri de Türkiye idi! Kolları sıvadı... Tarih: 10 Aralık 1974. ABD Dışişleri Bakam Henry Kissinger başkanlığında toplanan ABD Ulusal Güvenlik Kurulu, "Ulusal Güvenlik Araştırması Raporu 200: Dünya Nüfus Artışımn ABD'nin Güvenliği ve Denizaşırı Çıkarlarına Etkisi" başlıklı sonuç raporunu hazırladı: Kissinger, 123 sayfalık raporu ABD Başkanı G. Ford'a sundu. Şu sihirli sözü etti: "Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin!" Tarım, siyasi stratejinin önemli "silahlarından" oldu. Tabii bunu dünyaya böyle açıklamayacaklardı. Shakespeare'in sözüdür: "Şeytan bir günah işleyeceği zaman işe önce günahı kutsallık zırhına sarmakla başlar!" Dediler ki: "Açlık on yıl içinde tarihe karışacak!" Bunu nasıl yapacaklardı?
Siyaset
"Sahip olmak hiçbir şeydir; kontrol her şeydir."
"Dünya İmparatoru" olan ABD değil, Rockefeller ailesidir aslında! Örneğin: Reagan, Bush, Clinton, Obama veya Donald Trump "ABD Başkanı" değil Rockefeller'dır asıl başkan! ABD rejimi "plutokrasi"dir. Yani, yönetme erkini maddi açıdan üstün birkaç kişinin paylaşmasını öngören oligarşik yönetim biçimidir. Bu, cumhuriyet rejiminden daha iğrenç, monarşiden daha despotik, aristokrasiden daha merhametsiz, bürokrasiden daha bencil bir varsıl yönetimidir! 1933-1945 yılları arasında ABD başkanlığı yapan "solcu" Franklin D. Roosevelt 23 Kasım 1933'te Edward M. House'ye yazdığı mektupta bunu itiraf etti: "Sen ve ben de çok iyi biliyoruz ki, Andrew Jackson'un başkanlık döneminden (1829-1837) beri asıl gerçek, büyük şehirlerdeki finans örgütlerinin ABD hükümetlerinin sahibi olduğudur." Bir başka ABD Başkanı Theodore Roosevelt, 27 Mart 1922 tarihinde New York Times gazetesine şöyle diyordu: "Bu uluslararası bankerler ve Rockefeller-Standard Oil, ülkedeki gazeteleri ve gazetecilerin çoğunu kontrol ediyor. Bir görünmez hükümet oluşturmuş. Yozlaşmış, güçlü hizip grubu, toplumu onlara itaate zorluyor ya da kendilerine itaat etmeyen devlet görevlilerini işinden ediyorlar." Haklıydı... Rockefeller diyordu ki, "Sahip olmak hiçbir şeydir; kontrol her şeydir." Yani... Eğer ülke hükümetlerini kontrol etmek istiyorsan, ülkedeki tekelleri kontrol etmeli, eğer uluslararası tekeller veya karteller kurmak istiyorsan bir dünya hükümeti kurmalısın! Kurdular da!
Rockefeller·Kitabı okudu
Tarih