“Kaderin önümde açtığı, beni sakin bir mutluluğun , huzurun beklediği o yoldan niçin gitmedim? Hayır, öyle bir hayat bana göre değildi! Ben bir korsan gemisinin güvertesinde doğmuş, büyümüş bir gemici gibiyim. Onun ruhu fırtınalara, çarpışmalara alışıktır ve kıyıya atıldığında, gölgeli koruluk ne kadar çekerse çeksin onu, dost güneş ne kadar gülümserse gülümsesin ona, canı sıkılır, acı çeker. Kumsalda dolaşır bütün gün, birbiri arkasında kıyıyı döven dalgaların tekdüze uğultusunu dinler, sisli enginlere bakar: Mavi derinlikleri gri bulutlardan ayıran o soluk çizgide, önce bir martının kanadına benzeyecek, ama sonra yavaş yavaş dalgaların köpükleri arasından sıyrılacak ve bu ıssız limana koşar adımlarla yaklaşacak olan umutla beklediği o yelken görünüyor mu diye...”