ORHAN

ORHAN
@Orhan1071s
“Ey Adem! Cenab-ı Hakk, kendi kudret eliyle seni seçip halife kıldığı, Kendi ruhundan sana üflediği, Seni kıble ittihaz ettirip melekleri sana secde ettirdiği ve seni cennetine koydurduğu halde sen niçin ona isyan ettin?” Hz. Adem, ona şu cevabı verdi: “Ey Musa! Sen de Cenab-ı Allah’ın konuşmasına mazhar olmuş bir kimsesin. Sana Tevratı indirdi. Sen o Tevratta görmedin mi ki: “Adem Rabbi- ne âsi oldu.”yazmaktadır.” Hz. Musa: “Evet” dedi. Hz. Adem: “Bana taktir olunan suç, vukuunda kaç sene önce Levh-i Mahfûz’da yazılmıştır?” Diye sordu. Hz. Musa cevap verdi: “Sen o fiili işlemeden elli bin yıl önce yazılmıştır.” Bunun üzerine Hz. Adem dedi ki: “Ey Musa! Ben o fiili işlemeden elli bin yıl önce takdir olunan bir suçtan dolayı beni kınıyor musun?”
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“Tarih ile sabittir ki en ileri milletler, istek ve düşünceleri liderleri tarafından en güzel anlaşılan ve yerine getirilen milletlerdir. Milletler, liderlerinin keyif ve heveslerine hizmet ve itaat etmeye razı oldukları takdirde geriletici bir çıkmaza düşerler veya bulundukları gerilikten yakalarını kurtaramazlar. Çünkü keyif ve heveslerine terk olunan baştakiler, tereddîye uğrar, sonunda müstebit, kararsız, zalim ve cahil olup giderler.”
“Bununla beraber biz hâlâ bütün felâketlerimizin sebebini cehaletimizden biliyor ve bunda ısrar ediyoruz. Kendimizde ilim eksikliğinden başka bir noksan bulmuyoruz. Bilgi sahibi kimselerin de kötülük yapabileceklerine ihtimal vermiyor, ilim ve marifeti her şeye deva buluyoruz. Fakat cehaletin en büyük noksan sayıldığı bu memlekette, ilim ve fen tahsiline gösterilen bu büyük itimat, bütün saadeti ve kemali çok para sahibi olmakta zanneden fakirin servete karşı gösterdiği muhabbete benzer. Halbuki bu fakir adam ahlâkî vasıfları eksik olduğu için zengin olamamıştır ve hayatının sonuna kadar da servet sahibi olmak ihtirası ile tutuştuğu halde buna muvaffak olamayacaktır. Bizler de azim ve sebat, irade ve fedakârlık gibi çok lüzumlu ahlâkî hasletlerden mahrum bulunmamız sebebiyle, hiç bir zaman, ciddî başarılar kazanamıyor, fakat daima ilim ve marifet elde etmek ihtirası ile dolu bulunuyoruz. Bizi daimî olarak hata ve yanlış halinde bulunduran ahlâkî noksanlarımız, yapmakla mükellef olduğumuz vazifeleri yerine getirmeye mânî oluyor. Ayrıca gurur ve bencilliğimiz, noksanlarımızı ve kendi gerçek mahiyetimizi anlamamızı önlüyor. Kendimizi beğenerek lâyık olmadığımız şeyleri elde etmek istiyoruz. Kayıtsız, tembel ve rahatına düşkün oluşumuz alimlerin bir fikir sistemine sahip olmalarını önlediği gibi, cahilleri kurtarmalarına yetecek derecede ilim ve irfan tahsil etmelerine de müsaade etmiyor."
“Yeni neslin bilgi ve idrâki ile en karışık bir fetrete dûçar olan cemiyetimiz, çöküntü halinde iken, mazinin enkazı üzerine yeni bir toplum kurmak için boş yere uğraştı. Fakat artık her şeyi öğrenmiş olmasına rağmen aczi ve halsizliği yüzünden ne yapacağını bilemedi.”
“Bugünkü geriliğimiz, varmak istediğimiz hedefin ne olduğunu bilmeyişimizin neticesidir."