Alpay Şirin

Kentin yaşlıları öne çıkıp dedi ki: Bu kadar tez bırakıp gitme bizi. Alacakaranlığımızda öğle vakti oldun sen, gençliğin bize kurulacak düşler bahşetti. Aramızda ne yabancısın ne de konuk, oğlumuz ve candan sevdiğimizsin. Gözlerimiz yüzüne hasret kalıp da acı çekmesin. Rahipler ve rahibeler de ona seslendi: Denizin dalgaları bizi şimdi ayırmasın, aramızda geçirdiğin yıllar anıya dönüşmesin. Aramıza bir ruh kattın sen, gölgen yüzlerimize düşen bir ışık oldu. Ne çok sevdik seni. Ama suskundu sevgimiz ve üstü örtülüydü. Oysa şimdi yüksek sesle ilan ediyor varlığını sana ve açığa çıkmış duruyor önünde. Bu hep böyledir, sevgi kendi derinliğini bilmez ayrılık vakti gelip çatana kadar. Başkaları da gelip ona yalvardı. Fakat o cevap vermedi. Sadece başını eğdi ve yakınında duranlar göğsüne dökülen gözyaşlarını gördü.
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ayrıntıları bu kadar kusursuz olarak hayal edebiliyor olması, sanki düşündüklerinin doğruluğunu kanıtlıyor gibiydi.
Sayfa 270 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Unvanlı insanlar söz konusu olduğunda hep böyle olur, onlara ya hayran kalınır ya da nefret edilir. Eğer insanları görmezden gelirlerse bu, iğrenç bir züppeliktir, eğer insanlarla birlikte olmayı kabul ederlerse buna da sevimli sadelik denir; bunların ortası yoktur.
Sayfa 241 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Avrupalılar gece yarısına kadar Kulüp'te kaldılar, kâhya defalarca içeri girip çıktı, her seferinde bir başka anısını anlattı. Avrupalılar bu kez onu aşağılamak yerine konuşması için yüreklendiriyorlardı. Bir deprem kadar insanları birbirine yakınlaştıran bir şey yoktur. Bir-iki sarsıntı daha olsaydı belki kâhyayı onlarla birlikte masaya oturmaya bile davet edeceklerdi.
Sayfa 220 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat

Alpay Şirin

, bir kitap okudu
6/10
·240 syf.·
10 günde okudu
·
2024 9. kitabı
George Orwell
7.6/10 · 2.077 okunma