Alpay Şirin

Farklılıklar
Bütün bu yaptıklarına bakarak Kambyses'in deli olduğuna hükmediyorum. Yoksa kutsal şeyleri ve ulusal görenekleri alaya almazdı. Zire insanları en güzel yasaları seçmekte serbest bıraksalar, her biri döner dolaşır gene kendininkileri seçer; herkes kendi ülkesinde geçerli olan yasaların en güzel yasalar olduğuna o kadar inanır. Onun için, bir kimsenin aklı başında kaldığı sürece, saygı gösterilen şeyleri alaya alması olağan değildir. İnsanların kendi göreneklerine karşı besledikleri duyguların gerçekten ne kadar köklü olduklarını gösteren pek çok belirti vardır; işte pek çokları arasından bir tanesi: Dareios kralken, bir gün çevresindeki Yunanlıları toplayıp sordu; "Babalarınızın ölüsünü yemek için kaç para istersiniz?" dedi; böyle bir şeyi hiçbir ücret karşılığı yapmayacakları cevabını aldı. Dareios bunun üzerine, Kallatiai denilen Hintlileri çağırttı, ana babalarının ölüsünü yakmak için kaç para isterler diye; Hintliler bunu bir sövgü saydılar, kendilerine karşı böyle davranılmaması dileğinde bulundular. Bu görenekler o kadar köklüdür ve Pindaros'un şu dizesi ne kadar doğrudur: "Yasa, dünyanın kraliçesi."
Sayfa 230 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Amasis
Dediğim gibi, Apries devrildikten sonra Amasis kral oldu. Sais nomosunda Siuph adındaki kenttendi. Amasis, Mısırlıların gözüne önceleri pek değerli görünmemişti, sıradan bir evden yetişmeydi, dünkü basit bir hemşeriydi, pek öyle saygı görmüyordu; ama Amasis becerikli bir adamdı, hiç zora başvurmadan hepsinin gözüne girdi. Sayısız malı mülkü arasında bir de altın leğen vardı; her toplantıda kendisi ve konukları bu leğenin içinde ayaklarını yıkarlardı. Leğeni kırdırıp bu altınla bir tanrı heykeli yaptırttı ve kentin en uygun yerine koydurttu; heykelin önünden geçen Mısırlıları topladı ve onlara bu tanrı heykelinin eskiden ayak yıkama leğeni olduğunu söyledi; Mısırlılar birisinin içine kusuyorlar, çiş ediyorlar, ayaklarını yıkıyorlardı; öbürünün önünde ise bugün yerlere kapanıyorlardı. Onun gibi diye ekledi, kendi kişisel alın yazısı da bu leğene benziyordu; eskiden şüphesiz gölgede kalmış bir hemşerileriydi, ama şimdi kral olmuştu, onları kendisine saygı göstermeye ve canla başla hizmet etmeye çağırıyordu. İşte böyle kendini sevdirmiş, Mısırlılar ona köle gibi bağlanmışlardır. Günlerini şöyle geçiriyordu: Sabah erkenden kalkıyor, pazar yeri dolana kadar, önüne getirilen işlere bakıyordu; ondan sonra içkiye oturuyor, içki arkadaşlarıyla şakalaşıyor, tasasız, kaygısız vakit geçiriyordu. Sevenleri bu duruma üzülüyorlar, onu uyarıyorlardı: "Kral," diyorlardı, "bu yaptığın hafiflikler senin yararına şeyler değil. Görkemli bir tahtın üzerinde görkemle oturup gününü işlere bakmakla geçirmelisin; böyle yaparsan, ancak Mısırlılar başlarında büyük bir hükümdar bulunduğunu anlarlar ve sen de senin için güzel sözler söylendiğini işitirsin; şimdi yaptıkların ise bir krala yakışmaz." O ise bunlara şöyle cevap veriyordu: "Yay satın alanlar, yayı ancak ok atacakları zamanlar kurarlar;
Sayfa 205 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Talih
Lydialı Kroisos, karşı çıktı: "Kral," dedi, "sana daha önce de demiştim, mademki Zeus beni sana verdi, soyunu tehlikeye atacak bir tuzak gördüğüm zaman bunu savuşturmak için elimden geleni yapmalıyım. Uğramış olduğum talihsizlik ve her şeyimi kaybetmiş olmam bana çok şey öğretti. Sen bir ölümsüz olsaydın ve komuta ettiğin birlikler ölümsüzlerden kurulmuş olsaydı, düşündüklerimi sana açmak zahmetine katlanamazdım; ama eğer sen de kendinin bir insan olduğunu ve insanlara komuta ettiğini kabul ediyorsan, önce şunu öğrenmelisin ki, insanın talihi bir tekerleğe benzer, döner, her zaman yüze gülmez.
Sayfa 111 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih

Alpay Şirin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·55 syf.·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2024 10:09
·
2024 3. kitabı
Halil Cibran
7.5/10 · 85,3bin okunma
Asurya'da Farklı Âdetler
Hastalananları kentin meydanına getirip koyarlar, çünkü hekim yoktur. Gelen geçen hastaya hastalığı üzerine öğütler verir, kimisinin kendi başından da böyle bir hastalık geçmiştir, kimisi bir başkasında görmüştür; hastanın yanına gelirler, çareler gösterirler, kendilerinin o hastalıktan öyle kurtulduğunu gördüklerini söylerler. Hastaya bir şey söylemeden geçmek yasaktır; yoluna gitmeden önce, derdinin ne olduğunu öğrenmek gerekir.
Sayfa 107 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih