Mali-sermaye, tekeller çağını yarattı. Tekeller ise her yere kendi ilkelerini götürüyor: kazançlı alışveriş işlemleri için, açık piyasada rekabetin yerini gitgide "ilişkiler'in alması bundandır. En fazla rastlanan şekil, alınan borcun bir kıs-mının borç veren ülkelerden yapılacak satınalmalara, özellikle savaş araçları ya da gemi alımlarına harcanması koşulunun ileri sürülmesidir
Serbest rekabetin tam olarak hüküm sürdüğü eski kapitalizmin ayırdedici niteliği meta ihracıydı. Tekellerin hüküm sürdüğü bugünkü kapitalizmin ayırdedici niteliği ise, sermaye ihracıdır.
Kuşkusuz, kapitalizm, bugün her yerde sanayie göre çok geri kalmış olan tarımı geliştirebilseydi, baş döndürücü teknik ilerlemeye karşın, her yerde aç ve yokluk içinde bulunan halk kitlelerinin yaşam düzeyini yükseltebilseydi, bir sermaye fazlası sorunu olmayacaktı.
Kapitalizmin küçük-burjuva eleştirmenleri her fırsatta bu "kanıtı" ileri sürmektedirler. Ama o zaman da kapitalizm, kapitalizm olmaktan çıkacaktı; çünkü gelişmesindeki eşitsizlik, yığınların yarıaç yaşıyor olması bu üretim tarzının koşulları ve kaçınılmaz, temel öncülleridir. Kapitalizm, kapitalizm olarak kaldıkça, sermaye fazlası, belli bir ülkede yığınların yaşam düzeyini yükselt-meye değil çünkü bu durumda kapitalistlerin kazançların-da bir azalma sözkonusudur-, dış ülkelere, geri kalmış ülkelere sermaye ihracı yoluyla, bu kârları artırmaya yönelirler.
Dahası, bu yaklaşımın çoğu insan için kısa vadeli bir çözüm bile olamayacağını biliyordum. Bir
işçi ailesinden geliyorum ben - beni büyüten anneannem tuvalet temizlerdi, babam otobüs sürücüsüydü - onlara dikkat sorunlarının çözümünün işlerinden ayrılıp sahil kenarındaki bir barakada yaşamak olduğunu söylemek ağır bir hakaret olurdu: Onlar için böyle bir şey yapmak düpedüz imkansızdı.