Amir Ahmadi Arian Yazar hakkında: 1979 dogumlu yazar İran, Avustralya ve Amerika da egitim görmüş. 2023 yılından itibaren New York'ta bir üniversitede Yaratıcı yazarlık profesörü olarak çalışmaktadır.
Kitabin henüz giriş kısmında buradaki olaylar kişiler kurgusaldır gerçek kişilerle ilgisi yoktur demesi bilhassa dikkatimi çekti. İran'ın baskıcı rejimi altında yakalanmış hapis hayatı yaşamış kişilerle görüşmeler yapması ve onların isimlerinin gizli kalması için bu şekilde ifade etmiş olacağını düsünüyorum. Otobüs sürücüleriyle görüşüp onların tarihceleri hakkında bilgi alması romanı gerçekliğe daha yakın hale getirmis. Dizilerdeki gercek hayattan uyarlanmıştır ifadesi bu roman için de kullanılabilir.
* Yazarın İrandaki rejime karşıtlıği hissedilebilir ama kanıtlanamaz. Bu karşıtlığı Yunus'un hikayesi üzerinden anlatması ise anlaşılabilir. İran sinemasını izleyenler bilir genelde konu bir yere bağlanmaz olduğu gibi bir anda bırakılır. Romanın sonunda da aynı şekilde bir son okumuyorsunuz. "Yürüyordum" derken bitebiliyor misal verecek olursam. Nereye? Ne zaman? Kiminle? Ara ki bulasın (okuyacaklara ipucu vermemek icin harcadığım çaba cümlesi )
*Romanın ana karakteri Yunus Turabi anne babasını kaybetmiş yalnız yaşayan bir otobüs şoförü. Sendikasının greve gitmesi ve bunun büyük bir eyleme dönüşmesi neticesinde kendisini bir an da siyasi mahkumların tutuldugu Evin cezaevinde bulur. Buradan itibaren aslında Yunus'un iç dünyasını, onun cocukken yaşadığı travmaları, anne babasının ölümünden kendini sorumlu tutmasını gözlemleyebiliyoruz. Yazar, Yunusu sıradan biri olarak servis ederken arka planındaki piskolojik çözülmelerini sırası geldiğinde gün yüzüne çıkarıyor.
*Zaman zaman betimlemenin dozunu abartsada okuması keyifliydi. Özellikle Tahran'ı anlatırken caddeler, sokaklar
Irvin D. Yalom Merhaba, kitabı bitirmiş olmanın verdiği sevinçle ufak bir değerlendirme yazmak istedim (Çocuklardan önce bir gecede böyle kitapları okuyup bitiren Tuğba'nın gözleri yaşlı )
Alıntılar:
* Niceleri kendi zincirlerini çözemezler de, dostlarının azatçısıdırlar.
* Sırf bakmayı ihmal ettiği için yaşamında neler kaçırdığını düşündü. Yoksa bakmış da görememiş miydi?
* Bir düşünürün sorması gereken asıl soru nedir biliyor musunuz? Asıl soru şudur: Hakikatin ne kadarına dayanabilirim?
* Size düşen ödev kendinizi kabullenmenizdir, benim sizi kabullenmemin yollarını aramak değil.
* Eğer kimse sizi dinlemiyorsa, bağırmak en doğal şeydir!
* İnsan dostunu, düşmanından daha zor affediyor.
* Yazgını sev!
* İdeal evlilik ilişkisi, her iki insanın da yaşamını sürdürmesi için bu ilişkiye muhtaç olmadığı zaman kurulandır. Biriyle ilişki kurabilmen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin. Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini kullanırız.
Yazarın kalemi, dili, üslubu güzel ve akıcıydı. Kalın bir roman olmasına rağmen karakter sayısının azlığı konunun bağlamından kopmadan uzun soluklu bir okumaya fırsat verdi. Karakterlerin gerçek hayattan birer insan olarak kurgusal bir metinde yer alması da etkileyiciydi. Bir doktor ve bir düşünürün dertlerine derman olabilmek için karşılıklı konuşması, birbirlerine başlarda şüpheyle yaklaşıp daha sonra aralarında kurdukları görünmez bağ ve nihayetinde herşeyin ortaya dökülüp, maskelerin düşmesi, itiraflar ve kişisel değisim. Zaman zaman kendi terapi sürecimle bağ kurup derin düşüncelere daldığım anlar oldu. Bilhassa bir insana verilen değer, sevgi, kopmaz olarak düşünülen bir bağın aslında bir illüzyondan ibaret olduğu daha doğrusu meselenin senin o insanı gözünde hizaladığın yerle ilgili olduğu
Michael Ende Kitap bana büyükler için bir masal gibi geldi romandan ziyade. Okuması çok kolaydı. 52 yıllık bir kitabın bu kadar günümüzü anlatması beni en çok etkileyen kısım oldu. Demekki zamanla ilgili sıkıntılar o dönemlerde başlamış ve bu esere konu olmuş.
Zaman üzerine çokça düşünürüm ve genelde insanlarla muhabbet ederken eskiden sanki daha uzundu yıllar gectikce zaman daralmaya, sebepsiz yere azalmaya başladı derim hep. Tahammül edemediğim birşeydir zamanımın boşa gitmesi. Biriyle sözleşince onu 5-10 dk dan fazla beklediysem içim daralır, üzülürüm o giden süreye.
Momo'nun yaşının belirsizliği, ana babasının olmayışı onu biraz fantastik bir karaktere bürümüş. Momo çok iyi bir dinleyici ve anın içinde kalmayı, karşısındakini can kulağıyla dinlemeyi, bu sayede onun içinde açılan pencerelerin güzelliğini görmeyi bilen biri. Yine günümüze atıfta bulunayım bazen en yakınlarımız dahi dinlemeye gönüllü olmuyor ya da dinlese bile öylesine oluyor. Hakiki manada birini dinleyebilmek büyük marifet ve sabır işi. Momo'yu tanıyınca kendime sordum: Var mı Momo gibi dinleyenin? Bilmem...
.
.
.
.
#MichaelEnde #kabalcıyayınları
#Kitap #OkudumBitti #Zaman #ÇocukEdebiyatı
#Roman #book #KitapKritiği2025
MomoMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 201382,3bin okunma