Özgürmüş gibi davranan kadın çoğu kez ''hafif meşrep'' olarak tanımlanır; yalnızca ''bağımsız'' anlamında değil, cinsel olarak da kışkırtıcı anlamında.
Kadınlar çoğu kez safça, tehlikeden habersiz ya da asice, tehlikeyi hiçe sayarak risk alırlar. Kadınların hemen hiçbiri onlara yönelik erkek düşmanlığının düzeyini kabul etmeyip, cinsler arasındaki ilişkiye gerçekte olduğundan daha iyicil bakmayı tercih ederler. Benzer olarak, kadınlar gerçekte olduklarından daha özgür ve daha yüksek statüde olduklarına inanmayı severler.
İkinci Dünya Savaşı'ndaki muharip gaziler üzerine yapılan bir çalışma, her insanın bir ''kırılma noktası'' olduğunu, bazılarının başkalarından daha kolay ''kırıldığını'' gösterdi.
Travmadan önce biçimlenmiş kimlik, geri dönmez biçimde tahrip edilir. Tecavüz mağduru Nancy Ziegenmayer bu kendilik kaybını şöyle anlatır: ''19 Kasım 1988 sabahı benim olduğum insan, benden ve ailemden alındı. Hayatımın geri kalanında bir daha hiç eskisi gibi olmayacağım.''