Kitap hakkında inceleme yapmadan önce sancılı birkaç saat yaşadım. "Nasıl bir giriş yapmalıyım? " "Acaba okuduğum her satırda hissettiğim duyguyu nasıl anlatabilirim? " "Peki tüm olayları yaşadığımız hayatla bağdaştırdığımı? " Cidden tüm bunları düşünmek beni yoruyor. Tabi bunda siteye hâlâ alışamamamın etkisi var.
Öncelikle yazarın okuduğum ilk eseri ve son olacağada benzemiyor. Olay Sarı-Özek bozkırında yaşayan Kazangap'ın ölümüyle başlıyor ve Boranlılı Yedigey'in O'nun naaşını gömmek için Ana Beyit Mezarlığına olan yolculuğuyla. Kitapta geçmiş ile şu an, efsaneler ile gerçekler iç içedir. Gün Olur Asra Bedel efsaneleri ve masalları, gerçekleri ve saf aşkı, tüm bunların yanında Sovyet Rusya rejiminin getirdiği katılığı bir arada anlatmaktadır. Bunlar arasında en sevdiklerim;
Nayman Ana efsanesi; oğlu vahşi Juan Juan lar tarafından işkence edilerek mankurtlaşan (Biliçsiz köle. Yazar kitapta mankurtu geçmişini ve geleneklerini unutan olarak yansıtmıştır. Sovyet rejiminin etkisiyle dinini, dilini, ailesini unutan insanlarla göstermiştir. Kazangap'ın oğlu Sabitcan "gelenekleri unutması, babasının cenazesine bile isteksiz katılması", mezarlığın etrafında nöbet tutan askerin "Rusça konuş." demesi gibi.) oğlunu kurtarma uğruna yine kendi oğlu tarafından öldürülmesi olayıdır. ( Bu efsane de yazarın kesin mesajının "mankutlaşmayın" olduğu açıkça bellidir.)
Abutalip Kuttubayev'in hayatının dönemin siyasi çıkarlarıyla alakalı sert gel gitler yaşaması. Bir an kahramanken bir an vatan haini olması. ( Ki burda da ülkeler arasındaki çıkarların ve çatışmaların insan hayatıyla nasıl oynadığını anlatıyor.)
Ve sanırım en beğendiğim olan Dünya dışında bir gezegenin bulunmasıyla Parite'yi terk eden kozmonotlardı. Konvansiyon Uzay gemisi Rusya ve Amerika'nın ortak projeleri olan X