Patakute

Patakute
@Pattakutte
Felsefe Bıkkını. Neyse o! Hazzı mukabili, cahiliye gömü hizmeti.
127 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
Ömer Hayyam Linçografisi
1/10
Son paragrafı en başa alıyorum. Metnin devamı alıntılar ve bu tarz gömülerle doludur. Bugün yaşasa, ciklet ambalajlarına yazdığı dörtlüklerle tanınıp, sazlar havaya logolu bir Jem Tv'de daevrimcilerden gelen istek mesaj altyazılarının okunduğu, Köpeköldüren Şarapları sponsorluğunda program yaparmış. Miskinlikten yorgun, solipsist, vicdani retçiyi andırır hedonist bir l/keştir. Bir başka Fars hançeridir. Beğenenleri "Aslında doğru söylüyor... Vay be ne yazmış..." gibi nidalarla Hayyam'ın mugalatalarını matah sanmada birbirleriyle yarışırlar. Bizi ilgiilendiren, Hayyam'ın taşladığının İslam olduğunun sanılmasıdır. Derdimiz, sosyal medyaya verdiği emeğin yüzde birini son Vahye vermeyen ama diğer konular gibi İslam'ı da bildiğini zanneden kolay avları uyarmaktır. Kimilerinin büyük şairi olması, aslında İslam'a yarın yokmuş gibi sataşmasındaki cüretinden gelir. Rubailerinin 80 kadarının gezgin (başkalarına ait eserlerde görülmesi) olduğu da söylenir araştırmacılarca. Nerde bir çatalkuyruk dörtlüğü varsa yavaşça Hayyam'ın heybesine bırakılmıştır. Adeta bir küfür keçisi olmuştur. Sosyal medya şebeklerinin döktürdüğü fakat altına Hayyam adının yazılmış kaç dörtlük olduğu ayrı bir araştırma konusudur ki hiçbir dörtlük Hayyam adı altında sakil kalmaz. Matematik, gökbilim ve diğerlerinin hakkını vermekle, vasat jeolog Şengör, kolpacı herhaltolog Dawkins gibi ardıllarından ayrı tutulmayı hak eder (onları da incelemeler bölümünde parçapinçiklemiştik) Son Vahiy'den ve kendisini orada tanıtan Yaratıcı'dan bihaber Hayyam'ın Tanrı dediği, kendi hevasıdır. Kendince betimleyip şekillendirdği bir Tanrıyı İslam ambalajıyla yerer, tahkir eder. Acınacak hali şudur ki kırık bir mantık, dejenere bir bilinçle yonttuğu, şekillendirdiği ve roller biçtiği Tanrı objesi, aslında bilakis kendi
Edebiyat
DörtlüklerÖmer Hayyam · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527,8bin okunma
Reklam
Marx değil EngelsMarx
1/10
Bu Karl Marx dedikleri ne ayak diye merak edenlere halk tipi linçografi. Not: Yazarı gömme butonu olmadığından, bu bilinen kitabı üzerinden yazılmıştır. Bu nasıl inceleme diye gelen zırhını kuşansın. Evet EngelsMarx, böyle adlandırmak hakkaniyete daha yakın. Çünkü, Das Kapital'in 2 ve 3. cildini, Komunist Manifesto'nun ilk halini, Alman İdeolojisi'nin neredeyse hepsini, gazetelerde yayınlanan köşe yazılarına kadar ekürisi Engels yazmıştır. Diğer sözde eserlerinin durumunu Allah bilir. Yine mali yönden de tüm ömrünce bir eli Engels'in cebinden hiç çıkmamıştır. Baş eseri denebilecek Das Kapital, çoğu takipçisinin dahi bitiremediği bir ders kitabı havasındadır. Ha şimdi bir orjinallik, belki birazdan birşeyler verir diye diye okumaya devam eder, yuh arkadaş tüm kitap mı böyleymiş isyanıyla bitirirsiniz. Sözde eğitimsiz işçiler anlayabilsin diye onların seviyesine göre yazmıştır Mr. EngelsMarx. Bu derece farkındalık, idrak yoksunudur. Sanıldığının aksine sosyalizm, komunizm değil, bayana kadar, didik didik kapitalizmi anlatır. "Bu burjuva düzeninin beni para kazanma makinasına çevirmesine izin vermiyeceğim" demiş ve uçan kuşa borç takarak, kendinden çok etrafındakilere çektirerek yaşayıp gitmiştir. İngiltere'deki atelyesinde para yapan ekürisi Engels'i de (evet, bildiğimiz daevrimci Engels) tüm kankalığı süresince sülük gibi emmiştir. Her ne kadar Yahudilikle bir ilişkisi kalmasa da her gününü Cumartesi, her gecesini dolunay kıvamında yaşamıştır. Ömür boyu çektiğini söylediği basuru olmasaymış, ezik Engels daha neleri sıvarmış kim bilir. Büyük bir maharetle birkaç defa yüklü mirasları, malum ortamlarda hiç etmiş ama burjuva gibi yaşama çabası da hiç bitmemiştir. Bas bas paraları Helga'yalı taverna yaşantısından asla geri kalmayan bu daevrimcinin 4 çocuğu yetersiz
Felsefe ve Düşünce
Das KapitalKarl Marx · Yason Yayıncılık · 20152,277 okunma
Celal derler bir ovale
1/10
Kitabın adı, eski bir Kızılderili pazarlama taktiğiyle konulmuş. Al ki zekan, akıllılığın belli olsun. Bu isimden kendine anında pay çıkaran muhalif kütlenin de hücumuyla bolca satar. 100, 150 teele ye al bi Altaylı statükosu, fena değil be. Ballı kaymaklı, ağalı paşalı çocukluk dahil biraz biyografi, sorular-cevaplar, grotesk köpürtmeler, kaave bilgesini aratacak betimlemeler, kamyon arkasından apartmalar, hayatın anlamını çözdüm ama hala cahilim tarzı, göbeğinden büyük basitliklerle dolu bir kitap. Kendisini takip edenler için neredeyse yeni bir şey yok. Dışkıyiyengillerden Bay Mabadşaplak'ın, şu kitabı oku, şu filmi seyret, şuralarda dolaş tavsiyeleri ayrı bir garabet. Bu şimdi dahi, seçkin falan ya, cahilleri adam edecek ya, millete ekmek içi salyangoz satıyor. Bunları yapıp biz de adam olucaz, daha seçkin olucaz diye dolduralım havayı civayı bünyeye. Hoplatıverelim göbecikleri baycelal ile karşılıklı. Sen ki bir dahisin, elitsin, yuniksin, enbişeysin, üçotuzluk cühelanın etkisinde nasıl kalabiliyorsun? Bilimde, siyasette, tarihte, felsefede fasada fisoda fikir kakmadığın baş, şaplak atmadığın mabad yokken şu cüheladan muzdariplik de ne? Yüksek tahsil, farklı diller bilme, genel kültür iddiası, papyon falan derken kötü kodlanmış yapay zeka gibi birşey çıkmış ortaya.a Çünkü netice; hayatın hep kıyak geçmesine rağmen, okkalı narsizm, bolca tik, takıntı, uluorta küfür, sözlü ve fiziki taciz, göbeğe vurmuş ego... Bir incelik, bir analiz, bir hikmet, bir fikir üretimi, bir derinlik, bir aydın ışığı, emaresi yok. Kocaman dairesel bir şey. Milleti aşağılamaktan vakit bulduğu zamanlarda Nazi yönetimini öven, askere adeta tapan, herşeyi herkesten iyi bildiğini sanan bu cehli mürekkep zihniyetin eline sopa geçtiğinde neler olabileceğini biraz geriye bakarak
Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı EtkiliyorCelâl Şengör · Masa Yayınları · 20233,899 okunma
Kitap ve Niçe hk Bilinmesi Gerekenler
Puan vermedi·335 syf.··
2023 71. kitabı
En popüler kitabı diye Niçe okumaya bununla başlamak pek iyi bir fikir olmayacaktır. Hele ki felsefi altyapınız ve bu anomalik herifin çeşibet görüşlerine vukufiyetiniz yoksa. Aforizmalar, sayıklamalar, bilmeceler, imgeler, metaforlar, şiirimsiler.... ne ararsanız vardır bu üstinsan prospektüslüğü iddiasındaki kitapta. Bitirilemeyen kitaplar kategorisinde, Tutunamayanlar, Çürümenin Kitabı ile liderliğe oynar (Marx kaypağının Kapital'ini unuttuk, neyse) Kitapta vasat okurun anlayabileceği birkaç cümlenin ikisi şöyledir: Ergen atasözlerinden; 'Ben bu kulaklara göre ağız değilim', kamyon arkası sözlerinden; 'Uçmayı öğretemiyorsan bari hızlı düşmeyi öğret'. Türk insanının bir şansı da kitabın ikisi hariç tüm tercümelerinin rezil olmasıdır. O iki tercümeyi söyleyip vebal almak da istemem. Bu insanımsıya hayran olan ve kendisi gibi çoğu bipolar bozuklukla debelenen müritlerinin kutsal kitabıdır. Kendi betimlemesiyle iyiliğin, insanlığın tartışmasız bir zaaf olarak olarak görüldüğü, üstelik kendince gerekçelendirdiği ahlak öğretisiyle bir din. Bir kısım müritleri ki; nasıl bir herşeyi yalayıp yutmuşluk sanrısına sahiplerse, nasıl bir iyi-kötü, doğru-yanlış tanımlarını kabullenip kendilerine yakıştırabiliyorlarsa, tekrar tekrar okuduklarını iddia ederler, bu bir nevi din kitabını. Zaten Bıyıklı da bu kitabında, Zerdüşt üzerinden kendi dininin anlatımını yapar. Hayat boştur lo (nihilizm), vur kır parçala (anarşizm), sen kendi dalgana bak yeter (egoizm) vb evlerden dışarı görüşlerinden oluşan dinini, kızım sana söylüyorum tekniğiyle Zerdüşt'e anlattırır. Kitabını başyapıt, çok kıral oldu falan diye över Ecce Homo'da. Kendini ve yazdığını övmede, kutsallık yakıştırmada Celaleddin Rumi, Said Nursi ile çekişir. Bunun müritleri çok elit, zeki, havas ve entel olduklarından,
Felsefe
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
Niyazi Berkes, Aydın Sanır Herkes
Puan vermedi
Abdurrahman Çelebi kontenjanından bir başka memleket sözde aydını olan zatın, en bilinen ve ilk yazımı İngilizce olan eseridir. Türkiye'de Sekülerizmin Gelişimi yerine Türkiye'de Çağdaşlaşma diye çevrilmiştir. En kısa tanımlamayla kitabı; Türkiye'de laikliğin 300 yıllık tarihidir. Osmanlı'nın son 300 yıllık Cumhuriyete doğru yolculuğunu, din ve geleneği çağdaşlaşmanın zıttı olarak konumlandırarak anlatır. Zaten olması gereken olarak gördüğü ulus devlete dayalı Cumhuriyet, bu yolculuğun doğal sonucudur ona göre. Çağdaşlaşmak için laikliği yeterli görmez, hatta çağdaşlamayı sekülerlikle bir görür. Gelişim için geleneklerden sıyrılmayı şart koşar. Büyük sosyolog olduğundan mütevellit Cumhuriyet ile birlikte gelen devrimlerin milletteki etkileri nelerdir falan o konulara girmez. Eğitimini de aldığı zamanın hakim Batı bakış açısının, yerele özel ve katkıdan mahrum tekrarıdır. Osmanlı'nın teokratik bir devlet olmadığını savunurken, yurtdışındaki dönemde tam tersini defeatle söyler. Diğer yazılı materyalleriyle birlikte değerlendirdiğimizde, hem sözde solcu olup hem de köylüyü, cahil bırakılmışı, ezilmişi, çaresizi aşağılamaktan çekinmez. Türkiye ve Arap ülkelerinde toplumsal sınıflar henüz zayıf olduklarından, Sosyalizme geçişin asker ve aydınların iktidarıyla olabileceğini savunur. Kemalizm ile Sosyalizm karması bir diktatorya arzusu bile, seviyesi için iyi bir göstergedir. Bir taraftan din değil gelenektir geriliğimizin sebebi der, öbür taraftan ölüyü diriyi, din üzerinden tahkir eder, mahkum eder. İslamı da bilmez, gerçekten bilmez. Son Vahiy üzerine cehaleti inanılır değildir. Bu cehaletin, tüm eserlerinde ışıl ışıl parladığı da Vahiyden biraz nasiplenenlerin malumudur. Adamsızlıktan buna nasip olan ilk köy monografisi, o gün için bile bir lise öğrencisinin
Sosyoloji
Türkiye'de ÇağdaşlaşmaNiyazi Berkes · Yapı Kredi Yayınları · 2019636 okunma
Reklam