“Annem, büyükannemle geldiğim yerleri görmenin bu kederi uyandırdığını zannetti sadece (aslında öyle değildi). O zaman ilk defa, anneminkinin yanında bir hiç olan, ama benim gözümü açan bir ıstırabı yaşadığım için annemin kim bilir ne acılar çektiğini korkuyla kavradım. İlk defa anladım ki, büyükannem öldüğünden beri gözlerine yerleşmiş olan o sabit ve gözyaşlarıyla ıslanmayan ( Françoise’ ın anneme fazla acımamasına sebep olan) bakış, hatırayla hiçliğin anlaşılmaz çelişkisine sabitlenmişti.”
Büyük bir kaybın insanın bakışında hayat bulmasını, insanın yüzüne bakışına yerleşmesini, ölenin hatırayla hiçliğin anlaşılmaz çelişkisinde öylece sabitlemesini daha güzel anlatabilir mi insan….Proust müthiş bir ruhçözümleyici…
“Haset, çaresizlik içinde olan bir tarafın, kendini geliştirmek için alan bulmuş olan bir diğer tarafa saldırısını içerir; bu diğeri ise yıkıcı boşluğun içine düşer. “
Henüz doğum yapmış iki kadın uyandıklarında bebeklerden birinin öldüğünü görmüştür. Uyurken bebeğini ezen kadın, ölmüş olan bebeğin diğerinin bebeği olduğunu iddia ediyordu. Salomon’un bu durumu yargılaması istenir. Salomon ise “Yaşayan bebeği ikiye bölelim ve her kadına bir parçasını verelim” der. Ölü bebeğin annesi bunu onaylar. Fakat yaşayan bebeğin annesi “Bebeğimi öteki kadına verin. Onu kesmeyin” diye bağırır. Sonunda Kral Salomon bu kadının bebeğin annesi olduğuna karar verir.
İncil- Kral Salomon’un yargısı
Yüzyıllardan beridir haset insanoğlunun yakasını bırakmamıştır, yıkıcılığın ve ötekindekini yok etme isteğinin en derin kuyusu ve şeytanın en güçlü silahı olmayı başarmıştır. Peki insanoğlu Haset’ten Şükran’a nasıl ulaşır ? İşte psikanalizin elzem konularından haset ve kıskançlık bu kitabın uğraşı olacaktır..