Masallar çocuklar için yazılmamıştır aslına bakarsanız. Çocuk hikâyeleri olarak görülürler çünkü bütün dünyanın bize sözünü geçirdiği, bizim ise o koca dünya karşısında hiçbir gücümüzün olmadığı o ilk yılların dertlerini konu alırlar.
Talihin egemen olduğu bir dünyada daha iyi ya da daha kötü diye bir şey olabilir mi? Ya bir yabancının bizi kucaklayışına boyun eğiyoruz ya da kendimizi dalgaların kucağına bırakıyoruz; irademiz bir anda çözülüveriyor. Uyuyoruz. Uyandığımızda ise hayatımızın gidiş yönünü yitirdiğimizi anlıyoruz. Onlara karşı tek savunma silahımızın ebedi ve insan ötesi uyanıklığımız olan bu anlık çözülmeler nedir? Bunlar hayatımıza sızan bir başka ses ya da seslerin süzüldüğü yarıklar ve çatlaklar olamaz mı? Hangi hakla onlara kulaklarımızı tıkıyoruz? Bu yanıtı olmayan sorular kafamda yankılanıp durdu.