Ayşegül

Ayşegül
@Pessoaca
Kendim için kimim ben?
TDS
Kayseri, 12 Ekim
433 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·272 syf.··
2026 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 01:18
Bu incelemeyi yapmak için kitabı bitirdikten sonra üzerinden biraz zaman geçmesini bekledim. Kitabın bana hissettirdiklerinden emin olmak istedim. Öncelikle bu kitabın çıkmasını uzun zamandır bekliyordum. Yazar Savaş KURT kendisini sosyal medyadan takip ediyorum. Yazma serüvenine oradan şahit oldum. Öyle oldu bittiye getirilmiş değil. Sindire sindire yazılmış bir eser. Yalnız nedendir bilmiyorum kitaba karşı bir önyargım vardı. Daha böyle resmi, terimlerin havada uçuştuğu, okurken sıkılmaktan korkacağımı düşündüğüm bir kitap bekliyordum. Ama aksine bi solukta bitti. Kullandığı dil çok sade ve akıcıydı. Onun dışında birkaç bilmediğim kelimeler vardı hemen not aldım. İçerik olarak kısa kısa hikaye tarzında anlatımlara yer verilmiş. Bu yönden asla sıkmıyordu. Hatta okurken kendi hayatımdan kesitler buldukça kitaba daha çok sarıldım. Sanki terapide olan bendim. :) Önceleri ( Savaş Kurt takip etmeden önce) terapi seanslarında psikologların danışanlarına keskin bir şekilde cevap verdiğini onları doğrudan yönlendirdiğini düşünürdüm. Sonra öğrendim ki sorunları çözmekten ziyade sorunun kaynağını bulup ona yöneliyorlar. Yani düşünün ki çürümeye başlayan bir ağacın dallarını iyileştimeye değil de kökünü iyileştirmeye anlamaya ve tanımaya çalışma diyebiliriz buna. Kitapta sanırım altını çizmediğim yer kalmadı. Ama benim en çok kendimi kandırdığım bir konuya değinmişti çok hoşuma gitti. Onunla ilgili bir alıntıyı bırakıyorum. “İnsanın modu durduk yere düşemez. Daha doğrusu, hiçbir şey durduk yere gerçekleşmez. Ama bazen insanlar, sebebini bir bakışta göremedikleri şeylerin ‘durduk yere’ gerçekleştiği yanılgısına kapılırlar. Modumuzu düşürebilecek görünür bir aksaklık aramak yerine düşüncelerimize odaklanmalıyız. ‘Durduk yere’ dediğiniz anda belki de hayatınızın kötü giden
Kendini Anlama ve İyileştirme SanatıSavaş Kurt · Nobel Akademik Yayıncılık · 202511 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·432 syf.··
2020 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2020 11:50
İçerik hakkında bilgi vermekten ziyade kitapla tanışmamı ve kitabın bana neler hissettirdiğini elimden geldiğince anlatmak istiyorum. 1000Kitap 'da sürekli alıntılarıyla karşıma çıkan ve beni sürekli meraklandıran bir kitaptı. Ama bir türlü kavuşamamıştık. Geçenlerde bir sosyal medya plartformunda bu kitaba ve alıntısına rast geldim. Şöyle de bir yorumda bulunmuştum. "Biri hayrına bu kitabı alsın. Bir türlü kavuşamadık." diye yakınmıştım. Çok değil aradan bir saat geçti bir mesaj geldi. Bu kitabı size almak istiyorum kargo adresinizi gönderebilir misiniz? şeklinde. Birinin şaka yaptığını düşündüm. Ama kitap bana ulaştı. Ve 17 günlük bir yolculuğumuz oldu. Kitapta Friedrich Nietzsche'nin hayatından, düşüncelerinden, ümitsizliğinden bahsedilmiş. Okurken "Ya Nietzsche bu kadar da derin düşünülmezki!" "Hayır hayır Nietzsche bunlar benim düşüncelerimdi." diyip kitapta altını çizmediğim yer kalmadı sanırım. (evet bende altını çizenlerdenim. ) Birde Doktor Bruer var. Nietzsche ile girdiği düello takdir edilesiydi. Bir ara hangisi hangisini tedavi ediyordu diye düşünmeye başladım. Okurken aynı zamanda Nietzscheyi araştırdım. bu onu daha iyi tanımama yardımcı oldu. Ve kitabın 2007 yılında çekilmiş filmi olduğunu öğrenince bir hayli mutlu oldum. Önce kitabı okuyup ardından filmi izlemek.. Kitabını okuduğumda hayal ettiğimle filmini izlerken yaşadığım hayal kırıklığını seviyorum. Evet yanlış duymadınız bu hayal kırıklığını seviyorum. Çünkü görüyorum ki hayal gücüm geniş. Kitabı okurken daha özgürüm. Nasıl mı? Hemen şöyle örnek vereyim. Kitapta bir karakter anlatılırken uzun saçlı dediği zaman o uzunluğu ben belirleyebiliyorum. Mavi gözlü dediği zaman o mavinin tonunu ben belirliyorum. Anlayacağınız daha özgürüm. Ama tabi filmde böyle bir şey söz konusu
Kültür-Sanat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
Puan vermedi·330 syf.··
2017 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2017 14:13
Bazı kitaplar vardır; okurken yazar ne demek istemiş anlatmak istediği ne diye saatlerce düşündürür. Bazı kitaplar vardır; okurken deyim yerindeyse kendini kaybedersin. Olayları bizzat yaşar, hissedersin. Okurken tüylerin diken diken olur. Ve roman karekterindeki gazeteci kız gibi merak duygusu ağır basar. İşte öyle bi kitap. Ahmet, mehmet, olga, gazeteci kız, muharrem, arzu hepsi evimin odamın içinden bir parça gibiydiler. Gece bunlardan herhangi birini görürsem hiç şaşırmıcam :) bu kitabı okumam için vesile olan DOSTİ'ye Teşekkür ederim..kalıplaşmış cümlelerden ayrılmayarak [mutlaka okunulması gereken bir eser] diyerek okuyanlara, okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,4bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2017 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2017 08:30
Sinan yağmurun okuduğum ilk kitabı. İlk eseri..dilinin doğal akıcı olması beni büyüledi. Mevlana ve tebrizli Şems i bu eser sayesinde tanıdım. Tanımaktan ziyade yaşananları okurken bilhassa yaşadım. Tebrizden konyaya kadar uzanan bu aşkın tarifi yok gerçekten. Mevlana Şems arasındaki aşk o kadar samimi ve güzeldiki hayran olmamak okurken aglamamak münkün değildi. Yaşanan olaylar, zorluklar karşısındaki tutumları bence bize en güzel örnek niteliğinde. Okudugum her sayfasında hemen hemen altını çizmediğim yer kalmamıştı. Anlam derinliği benim için çok önemlidir. Ve gerçekten bir kısa cümlede muhteşem bir anlam derinliği var. Kesinlikle okunulması gereken bir eser. Okuduktan sonra hayatınızda bir çok şeyin değişiceğini ve yeni düşüncelere atılacagınıza inanıyorum. Okuyanlara iyi okumalar dilerim :)
Din
Aşkın GözyaşlarıSinan Yağmur · Karatay Akademi · 201021,3bin okunma