Rezan Esen

Ardında bıraktığın izler, bir gün seni bulup üzerinden geçer.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Rezan Esen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·288 syf.·
309 günde okudu
·
2022 3. kitabı
Abdülkadir Menek
7.9/10 · 80 okunma
639 yılında Halid Bin Velid komutasındaki İslâm orduları, Kürtlerin yaşadığı bölgelerin büyük bir kısmını fethetmiş ve Zerdüştlük inancını benimseyen insanların büyük bir çoğunluğu Müslüman olmuştur. (Kürtler, Türklerden yaklaşık ikiyüz yıl önce İslâmiyet’i kabul etti. Türkiye sınırları içindeki en eski cami, 639 yılında tarihî Mar-Toma Kilisesinden çevrilen Diyarbakır Ulu Camii’dir. Bugün çok az sayıda Yezidî’nin dışında Kürtlerin yaklaşık yüzde doksansekiz-doksandokuzu Müslümandır.)[2] Bu yıllardan itibaren bölge Arapların hâkimiyeti altına girmiş ve bunun sonucu olarak da Arap kültürü hızla yayılmaya başlamıştır. Emevîler ile başlayan Arap-İslâm hâkimiyeti, bu devletin yıkılması ile birlikte Abbasîlere geçmiştir. Abbasîlerin egemenliği devam ederken, bölgede bulunan Diyarbekir gibi bazı şehirler, büyük güç kazanan Selçukluların yönetimi altına girmiştir. 1071 tarihindeki Malazgirt Savaşı’nda Kürtler, Selçuklu sultanı Alparslan’ın yanında yer almıştır. Mervanî Kürtleri, on bin kişilik bir kuvvet ile Bizanslılara karşı Selçuklularla birlikte savaşmış ve İslâm kardeşliğinin gereğini yerine getirerek Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasına destek olmuşlardır.[3] Onuncu ve onikinci yüzyıllar arası, Kürtlerin zirveye çıktığı ve İslâm’a büyük hizmetlerde bulundukları bir dönem olarak birçok tarihçi tarafından ifade edilmektedir. Kürtlerin bu dönemdeki siyasal yönetimi, yoğun göçler ve askerî fetihler sayesinde Orta Asya’dan Libya ve Yemen’e kadar uzanıyordu. Kürtler, Orta Doğunun kalbi olan bölgeleri dış işgalcilere, örneğin Haçlı Seferlerine karşı savunan güçlü hanedanlıklar kurmuşlar, bu dönemde Kürt kültürü altın çağını yaşamış; Kürtler bu dönem boyunca tarih, felsefe, müzik, mimari, mühendislik, matematik ve astronomi alanlarında ustalaşmışlardır.
Osmanlı Devleti döneminde kendi bölgelerinde, kendi inanç ve geleneklerini korkusuzca yaşayan, medreselerinde kendi dilleri ile eğitim alabilen Kürtler, yüzyıllar boyunca devletlerine sadakatle bağlı kalmışlar, kendilerine ihtiyaç duyulduğu zamanlarda bütün güçleri ile Devlet-i Âliye’nin yanında yer almışlardır. Birinci Dünya Savaşı’nda ve çok çetin şartlarda yaşanan İstiklâl Mücadelesi’nde her zaman en önlerde mücadele eden ve bu milletin kurtuluşu ve yeni devletin kurulmasında Türk kardeşleri ile birlikte ‘İslâm Kardeşliği’ anlayışı içinde var güçleri ile gayret gösteren bu insanlar, yeni devletin kurulmasından sonra unutulmuş, dillerini konuşmalarına izin verilmemiş, suçlu-suçsuz birçok yerde husumet ve hakaretlere maruz kalmışlardır. Doğu illerinden askere giden ve Türkçe bilmeyen insanlarla alay edilmiş, küçümsenmiş ve birçok yerde de ‘kuyruklu Kürt’, ‘mağaradan çıkma’, ‘asker katili’ ve ‘kıro’ yakıştırmalarına muhatap edilmiştir. Kim ne derse desin bu meyanda çok acı ve trajik hadiseler yaşanmış, Şeyh Said Hadisesi, Dersim Olayı ve 12 Eylül Hareketi’nden sonra on binlerce masum insan, çok haksız ve insanlık dışı muamelelere maruz kalmıştır. Kürtlerin devlete küsmesi ve ayrılık düşüncelerinin neşv-ü nema bulması da tedrici olarak Şeyh Said Hadisesi, Dersim Olayı ve 12 Eylül Hareketi’nden sonra büyük bir hız kazanmış ve bu ülkenin huzur, rahat ve sükûnu ile sosyal, siyasal ve ekonomik gelişmelerine büyük bir darbe vurulmuştur.

Rezan Esen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.·
412 günde okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2022 16:40
·
2022 2. kitabı
Alper Canıgüz
8.7/10 · 7,8bin okunma