Rezan Esen

Hiçbir şey boşlukta sallanmamaktadır, saçmalık bile kendine bir dayanak noktası araştırmaktadır, her şey, bütün nesneler yaratılışlarındaki amaca doğru yürüyüp gitmektedirler: kara gecede, kara taşın üstündeki kara karıncanın kıpırtısı bile denetim altındayken som bilinç olan insanın elbette insanın kendini denetimden uzak sayması mümkün müydü?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir gerçek var ki, tekrarlanmalıdır: Tek tek Müslümanların mevcut olması olayıyla İslâm'ın kamu düzeni olarak uygulanması arasında bir mahiyet farkı olduğunu bilmek ve bu iki durumu birbirine karşıtırmamak gerekiyor. Anayasalarına "bu devlet İslâmîdir" diye hüküm koyan ülkelerin bile aslında İslâm devleti olmadığını bilmemiz gerekiyor. İslâmî devlet uygulamasının yüzdesi yoktur, yani yüzde on, yüzde elli, yüzde doksandokuz oranında bir İslâm düzeni düşünülemez. Böyle bir devlet, Anayasasına "devlet İslâmîdir" diye hüküm koysa bile, İslâm-dışı kurumlara göz yuman, böyle kurumların işlemesini kanunen tecviz eden bir ülkede İslâmî uygulamanın sözü edilemez. Çünkü İslâm düzeni, kendine özgü uygulamasının kendi sistemi içinde başka bir yabancı unsurun bulunmasını kabul etmez. Yani o ya vardır, ya yoktur. Yüzde şu kadar İslâmîdir denemez, bunu demek örtülü olarak onun yokluğunu söylemek anlamına gelir.
KÜFÜR NEDEN TEK MİLLETTİR? İslâm kendi dışında kalan, hatta kendisinden önce gelmiş bulunan bütün dinleri batıl saymış ve onların topunu bir millet olarak ilan etmiştir. Hak olan dinler bile ancak kendilerine ait vakitler içinde hak telakki edilmiş, fakat İslâm'ın zuhuruyla birlikte haklılıklarını yitirmiş sayılmışlardır. Bunları bilmeyen yok. Fakat bunu bilmenin bazı önemli sonuçları var. Şöyle ki, küfrün tek millet olduğunu kabul ve tasdik etmek, Müslümanların onlara karşı olan tavırlarında başlıca belirleyici unsurlardan biri haline geliyor. İnsana öyle geliyor ki, İslâm âleminin bozulmaya, çözülmeye başlama sebeplerinden birisi de, küfrün tek millet halinde telâkki edilmesi yolundaki hükmün kafalarda kesinliğini kaybetmiş olmasıyla bağıntılıdır. Müslümanlar özellikle geçen yüzyılın ortalarından itibaren, İslâm-dışı dünyaya, Müslümanca değil, "hümanistçe" bir yoldan baktırılmaya başlanmıştır. Böylece, İslâm-dışı dünya, İslâm'ın emrettiği müsamaha ruhu çerçevesinde değil, fakat hümansitlerin telkin ettiği bir müsamaha ruhuyla görülmeye başlanmıştır. Meselâ bir Edison'un, bir Einstein'ın cehennemde yanmasına gönlünün razı olmadığını söyleyebilen biri farkına varmadan "hümanizmin" telkin ettiği görüş dairesine girmiş bulunur. Dahası, bu görüş tarzı, Allah'ın razı olduğundan razı olmamak gibi bir neticeye de çıkacağından, sahibini küfre de sokmuş bulunacaktır. Küfrün bir millet olarak görülmesindeki önemli sonuç, Müslümanların, ayrı ayrı görülebilecek batıl fikirler çerçevesinde kafa yormalarını önlemesidir. Dolayısıyla onlarla ünsiyet peyda etme imkânı ortadan kaldırılmış olmaktadır. Bu mesafeli duruş, Müslümanları, küfrün ahlâk dairesine girmekten de korumaktadır.
Üniversitede fizik bölümünde öğrenciyken aldığım son fizik dersi, Fizikte Matematiksel Metotlardı. Daha ilk derste, dersi veren hoca bize yalnız bir sınav yapacağını, bu sınavın geçme sınavı olacağını ve sınavda yalnız bir problem soracağını bildirdi. Tek istediği, bu problemin yalnız cevabının, virgülden sonra dört haneye kadar götürülmüş olarak, üstünde ismimiz olan bir kâğıt parçasına yazılmış olarak verilmesiydi. Cevabımız virgülden sonraki dört hanenin tamamında doğruysa "A" alacaktık, değilse çakacaktık. Gayet basit. Birdenbire içinde benim de bulunduğum bir grup öğrenciden protesto sesleri yükseldi. Olur mu hocam? Bir sınav mı? Bir cevap mı? Çözümü nasıl kurguladığımızı bile görmek istemiyor musunuz? Çözüm için tuttuğumuz yol doğru dahi olsa önemi yok mu? "Hayır" dedi "İnsanların yalnız yanıtları, doğru ve duyarlı yanıtları görmek istediği gerçek dünyaya hoş geldiniz. Eğer bir köprü çökerse ve kırk kişi ölürse, mühendislerin çözümü doğru kurguladıklarına kim bakar? Yaşamda yarı yarıya haklı olmanın bir değeri yoktur. Herhangi önemli bir şeyi başarmak istiyorsanız, tam tamına doğru olmak zorundasınız ve olmadığınız takdirde de bunun sonuçlarına katlanmaya razı olmalısınız. Profesörün tartışmasında olduğu gibi, gerçek dünyanın bütün meslekleri belirli düzeyde bir başarının sağlanmasını öngörür. Ancak, doktora gelince, onun başarısı kusursuz olmak zorundadır ve bu kusursuzluk hemen şimdi, o anda sağlanmalıdır. Yaşamı boyunca bir cerrah, binlerce ameliyat yapar ve ilaçlar, antibiyotikler, ameliyat yapma veya yapmama gibi konularda yüz binlerce karar verir. Bütün bunları daha da karmaşık yapan, bütün bu kararların çok hızlı ve kısıtlı bilgiyle verilme zorunluluğudur. Sabahın saat üçünde bir avukatı çağırın ve tutarlı bir savunma stratejisini hemen oluşturmasını

Rezan Esen

, bir kitap okudu
Puan vermedi·152 syf.·
327 günde okudu
·
2022 8. kitabı
Hasan Öztoprak
5.8/10 · 55 okunma