zeyrek

zeyrek

, bir kitap okudu
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
Alev Özgüner
8.4/10 · 390 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
İnsan yaşamı, maskelerle yaşamayı ve dahası, doğru maskeleri doğru yerlerde kullanmayı öğrenme konusunda zorunluluklar üzerine kuruludur. Yetistigimiz aile ortamı ve sosyal çevre bu maskelerin çeşit ve niteliğini de belirler. Buradaki en önemli mesele bu yaşama uyum sağlayıp sağlayamayacağınızdır. Bazılarımız uyum sağlama konusunda beceri gösteremeyen, sorunlar yaşayan insanlara dönüşürüz zamanla. Çocukluk döneminin çok da maske takmayı gerektirmeyen döneminden ergenliğe geçişte, insanların sıkça söylediği yalanları, istedikleri tarafa yontma alışkanlıklarını fark edip sessiz kalmaya başladığımızda ya da kendimiz de rol yapmak durumunda kaldığımız zamanlarda içimizde oluşan çelişkili halle yaşamayı öğreniriz çoğumuz. Ama bazılarımızın bünyesi daha hassastır ve verdiği tepkiler de içten içe daha yoğundur. İşte Deborah da böyle bir noktada ayırır kendini dış dünyadan. Dünyanın onu mutsuz ettiği zamanlarda kendini daha mutlu ve özgür hissettiği Yr ' sine çekilir. Yr, onun kendi içinde yarattığı bir paralel dünya gibidir, oranin da kendine has bir dili ve düzeni vardır. İlk zamanlar Yr onu yalnizca mutlu eden ve dış dünyadan gizlemesi geren bir yerdir ama zamanla işler değişir ve çevresine de yansıtmaya başlar bu hayali dünyasını. Ailesi başta bu durumu kabullenemese de sonunda Deborah'in kendine zarar vermesi ile birlikte onu bir Ruh Sağlığı Hastanesi'ne yatırırlar. İşte Deborah'in hayali ülkesiyle mücadelesi de bu şekilde başlar. Kitap, bir akıl hastanesinde türlü hastalik ve hezeyanların pençesinde kivranan kadınlar koğuşunu Deborah'in yaşamı özelinde ele alıyor. Oldukça gerçekçi ve açık anlatımıyla okuyucuyu etkisi altına almayı da başarıyor. Yazarın kendi genç kızlık döneminde şizofreniden dolayı hastanede yattığını ve aslında anlattığı hikayenin kendi hikayesi
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
8/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
Bir arkadaşımın hediye etmesi ile tanıştım bu kitapla ve Barış Bıçakçı kalemiyle... Naif ve sade bir anlatımla küçük bir hayatın içinden sesleniyor bize Cemil. İdealist ve edebiyat meraklısı biri olarak geçirdiği gençlik döneminin ardından Nazlı ile evlenip toplu konutlarda 55 metrekarelik bir eve sığan bir hayat bu. Nazlı doktor, Cemil ise işinin ruhsuzluğundan dolayı istifa edip kendini yazarlık sürecine adamaya karar vermiş bir adam. Kitap, yazdığı ilk romanı incelemeleri için yayınevine götürmesi ile başlıyor. Uzun bir süre beklemesi isteniyor Cemil'den. Cemil de bu süreçte içinden geçenleri, geçmiş ve geleceği ile yaptığı yuzlesmelerini, orta yaşın getirdiği gençlik özlemlerini, genc kadınlara yönelik riyakarca bulduğu ve gizlemeye çalıştığı meylini, Nazli'ya olan aşkını, küçücük evlerinin içinde her gün yenilerini ekledigi takıntılarını akıcı bir dille anlatıyor. Anlatırken sizi de peşinden sürüklüyor. Yaşadığı çevreyi, gezip gördüğü yerleri geçmiş ve şimdi muvazenesinde yeniden gözden geçirirken betonlasma, şehirleşme adına nelerden feragat ettiğimizi, doğayla verdiğimiz savaşın zararlarini da dile getiriyor. Kitabın sonlarına doğru Nazli'nin toprakla uğraşma, bahçe gibi özlemlerine de tanık oluyoruz bu bağlamda. Yine Cemil'in toplu konutlara dair verdiği bilgilerde halkın dönüşümü de çok güzel ve doğru bir şekilde ifade edilmiş. Bu bölgede yaşayan insan profili ve zaman içindeki dönüşümleri. Bu binalardaki hiç bitmeyen banyo akması problemlerini bile okurken buruk bir sekilde gülümsemeden edemiyorsunuz. Velhasıli Barış Bıçakçı dili ve anlatımını sevdim. Ha unutmadan bir de bu kitabı okuduğunuzda sadece bu kitabı okumuş olmayacaksınız. Kitabın içinde o kadar çok kitap, şair, film var ki... Bir öneri listesi gözüyle de bakılabilir bunlara. Ben bir kısmını not
Sinek Isırıklarının MüellifiBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20244,373 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
Yaklaşık 10 yıl kitaplığımda bekleyen bu kitabi okuduğumda şunu gördüm ki, 10 yıl önce okusaydim, şimdiki kadar çok şey ifade etmezdi benim için şüphesiz. Bu kitap bir mahkeme raporundan oluşuyor. Kudüs'te İsrail Devleti'nin kurduğu bu mahkemede Yahudilerin toplama kamplarına nakledilmelerinden sorumlu Adolf Eichmann yargılanıyor. Savaştan sonra herkese izini kaybettiren Eichmann, 1960 yılında sahte bir kimlikle Arjantin'de yaşarken Yahudiler tarafından gizlice yakalanıp Kudüs'e getiriliyor ve yargılama süreci başlıyor. Binlerce insanın ölümünde sorumluluk sahibi olduğu icin karşılarında gözü dönmüş bir cani bulmayı uman insanlar; son derece sakin ve çok normal, sıradan bir insanla karşılaşınca şaşkınlık geçiriyorlar. Eichmann konuştukça, olanlardan bahsettikçe bircok şeyi çoktan unuttuğu ama mevkisinin yükselmesine dair mevzuları çok iyi hatırladığı görülüyor, Yahudilerin toplama kamplarına gönderiliş hikayesine ise çok basit bir savunmada bulunuyor. 'Ben emirleri uyguladım, o yüzden suçlu değilim. Kimsenin ölümünden sorumlu değilim' diyor. Ve buna gerçekten de inandığı görülüyor. Vicdanını bu şekilde rahatlamış olan bu adamı anlamak uzun zaman alsa da aslında her şeyin bu kadar basit olabilme ihtimali var mı diye korkuyor insan bir taraftan. Kitabın ismi de buradan geliyor. Kötülüğün bu kadar sıradan bir savunmayla gecistirilebilmesi... Ve sıradan bir insanın bir caninin yapabileceği şeyleri emir olduğu için, kendisini sorumlu hissetmedigi için koşulsuz uygulaması hepimizin içinde böyle karanlık bir tarafın olup olmadığını da sorgulatiyor insana... Eichmann birçok defalar mahkemeye çıkarılıyor, pek çok tanık dinleniyor. Bu tanımların bir kısmının ifadelerine ve o dönemde Almanya'nın işgal ettiği yerlerdeki Yahudilerin durumlarına dair kitapta kapsamlı bilgiler
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022991 okunma