zeyrek

zeyrek

, bir kitap okudu
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
Hannah Arendt
8.1/10 · 991 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
Tüm yaşamınızın, değer verdiğiniz insanların, evinizin, işinizin elinizden alınıp ölümün ne zaman gelip sizi alacağını bilemeden geçen yıllar... Yaşamınızın yularını başkalarının ele geçirdiği ve kendi kararlarınızın minimum seviyeye indiği bir hayat. Victor Frankl, Nazilerin toplama kamplarında uzun bir süre kalır ve tüm ailesini de (kızkardeşi hariç) kamplarda, gaz odalarında kaybeder. Bu kamplarda gece gündüz, sağlıksız şartlarda, beslenme sıkıntısından dolayı iyice düşkün halde çalışır. Zira düşkünlüğünü hissettirenler, hastalananlar gaz odalarına gönderilmektedir. Bu şartlar altında yaşama tutunacak hiçbir şeyi yokmuş gibi görünmesine rağmen kendisine hedefler, anlamlar arar. Mesela yarım kalan kitabını tamamlama arzusu çok baskındır onda, bir psikiyatrist olarak orada sürekli gözlem yapar. Bu zorlu ortamı anlamli hale getirmeye çalışır. Çevresindeki insanlara da bunu öğütler. Bu kadar ölümün ve umutsuzluğun kol gezdiği bir yerde çoğu insan dayanamaz gerçi ama Frankl, böyle bir ortamda yaşanan acıların insanı daha güçlü kılabileceğine inanır. Hatta buna şahit olduğu durumları da anlatır kitapta. Kamplardan kurtulup normal hayatına geri döndüğünde ise buradaki yaşamından edindiği dersleri bir psikoterapi kuramı olarak ortaya atar: Logoterapi. İnsanın yaşamını anlamlı hale getirmek için uzun vadede olmasa da mutlaka bir anlama yoğunlaşması gerektiğine inanır. Umudunu kaybeden insanın, ruh sağlığının da yavaş yavaş bozulacağını söyler. Bu nedenle hayattan ne bekliyorum yerine hayat benden ne bekliyor sorusunu insan kendine sormalı. Varlığının mutlaka bir anlamı olduğunu bilmeli düşüncesini savunuyor. Acılar insanı yıldırmak yerine, bir üst basamağa geçmek için bir araç haline getirilebilir. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm yazarın kamp anılarından bir
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
7/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2021 14. kitabı
1910 yılında kaleme alınmış ilk distopik eser... Konu itibariyle oldukça ilgi çekici bir kitap ama konuyu anlatış tarzı, yazarın kendisinin de önsözde belirttiği gibi kitabı aceleye getirdiğini gösteriyor. Daha önce okuduğum distopik eserler olan 1984 ve Cesur Yeni Dünya gibi eserlerde bulduğum derinliği bu kitapta çok fazla yakalayamadığımı belirtmeliyim. Bunun yanında kitap oldukça akıcı ve merak öğesini sürekli ayakta tutuyor. 19.yy 'da uyku problemi yaşayan Graham adında bir adam aniden uykuya dalarak trans haline geçer, bu uyku tam 203 yıl sürer ve artık uyandığında dünyadaki hic bir şey hatırladığı gibi degildir, tanıdığı herkes vefat etmiştir. Dünyanın yönetim şekli, görünümü, teknoloji, insanların konuştuğu dilin yapısı ve pek çok şey değişmiştir. Bunun yanında o uykudayken ona bırakılan miras birleşik faiz sayesinde belli bir konseyin yönetiminde o kadar büyümüştür ki Graham dünyanın en zengin adamı olmuştur. İşte bu noktada halkın ondan beklediği birçok şey vardır. Kitap Graham'in yeni dünyaya alışma, tanıma ve oluşan bozuk sisteme çözüm üretme sürecini konu ediyor. 1910 da yazılmış bu eser telefon, fotoğraf makinasi, kamera, uçak ve elektriğin yeni yeni icad edildiği bir dönemde yazıldığı için kitapta bu tarz öğeler sıklıkla kullanılmış, günümüzün şehirleşme anlayışına çok benzeyen tahminlerinde isabet ettiğini de söyleyebilirim. Hatta yönetim şeklimiz bile açıktan olmasa da gerçekte bu kitapta anlatılana biraz benziyor bence. Çok fazla ayrıntısına girmek istemiyorum ama bu kitap distopya okuyucuları için başlangıç kitapları arasında yer alabilecek keyifli bir kitap...
Efendi UyanıyorH. G. Wells · Maya Kitap · 20191,016 okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
Ferdinand; asosyal, insanlarla iletişim kurmakta sıkıntılar yaşayan, yetim büyümüş bir karakter. Belediyede çalışan bir memur aynı zamanda. Hobi olarak da kelebek koleksiyonculuğu yapıyor. Kendisine yüklü miktarda bir miras kalınca bu parayla farklı planlar yapmaya başlıyor. Miranda; dışa dönük, toplumsal konulara duyarlı, güzel sanatlar öğrencisi ve zengin bir ailenin kızı.Resim yapmayı çok seviyor. Ferdinand, Miranda'yi görür bir gün ve uzaktan uzağa aşık olur ona. Uzun bir süre onu takip eder ve birlikte yaşama hayalleri kurar. Sonunda da onu kaçırır ve bir mahzende tutsak eder. Bir nevi koleksiyonuna dahil eder aslında Miranda'yı. Bu aşamadan sonrasında iki karakterin yaşadığı duygular, psikolojik ruh halleri, birbirleri hakkındaki duygu durumları yoğun bir şekilde aktarılır bize. Ferdinand'in bir kelebeği yakalamışçasına nazik, fedakar, taleplerden uzak ruh hali. Miranda'nin bir taraftan ondan nefret eden, bir tarafta ona acıyan ruh hali kitaptaki ikili anlatımla kendini gösteriyor. Zira ilk kısimda olaylari Ferdinand'in dilinden, ikinci kısımda aynı olayları Miranda'nin günlüğünden okuyoruz. İki farklı bakış açısını, yalnız kaldıklarında da onları takip ederek yakalayabiliyoruz sanki. Bütün bunlar olurken kitapta sınıf ayrımları ve dönemin toplumsal sorunlarına bu iki kişinin bakış açıları üzerinden vurgu yapıldığını da görüyoruz. Ferdinand, bu genç kızın normal şartlar altında dönüp yüzüne bakmayacağı bir sınıfa mensup olduğunun farkında, o yüzden onu kaçırmaktan başka şansının olmadığını düşünüyor... Miranda, ise Ferdinand gibilerin hiçbir şey bilmeyen sonradan parayı bulup görgüsüzleşenlerden olduğu, bilimden sanattan zerre anlamadığı görüşünde. Atom bombası ya da sanatla ilgili söyleşileri de ikisinin bu düşüncelerini iyice derinleştiren cinsten. Ne kadar
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202411bin okunma