Kitap öncelikle bir kadının var olma çabası sonucunda nasıl yok olduğunu şeffaf bir şekilde önümüze sunuyor. Her yerde sevgi arayan ve öz annesinde bile aradığı sevgiyi bulamayan Firdevs’in hikayesi. Bu kitap sayesinde Mısır’a ruhen bir yolculuk yaptım diyebilirim. Ve hala oradayım sanırım. Kitabı okuduktan sonra nefes almanın ne kadar zor ne kadar anlamsız olduğunu düşünen bir tek ben miyim? Bilmiyorum. Ama en uzak diyarlarda adını bilmediğim nice kadının çığlıklarını duyarak uyanıyorum. Belki bu kadar hassas olan bir yapıya sahip olan bir olarak bu tarz kitapları okumam doğru değil. Kendime eziyet ediyorum diye düşünüyorum. Sonra da bunları bilmezsem bu olayların veya bu acıların var olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğimi anlıyorum. Bilmem(iz) gerekiyor. Çünkü bilmeden onları daha iyi duyamayız, duymadan onları göremeyiz ve görmeden asla yardım eli uzatamayız. Peki ya farkına vardığımız ve hiçbir şey yapamadığımız olaylarda nasıl yaşanılır. Kafamda bunca soruyla nefes alıyorum…