Suçluyorum aydın geçinip toplumun hiçbir derdini dile getirmeyenleri!
Suçluyorum halkı şükretmeye mahkum edenleri!
Suçluyorum genç yaşta insanların hayallerini öldürenleri!
Suçluyorum depremde, salgında insanlık onurunu yitirip çıkar peşinde koşanları!
Suçluyorum yanlışın karşında doğruyu haykırmayanları!
Kitap gözler önünde haksız yere yargılanan, suçsuz olduğunu herkesin bildiği ama kimsenin ses etmediği birinin sesi olmak için Fransa Cumhurbaşkanı’na yazılan ve gazetede yayımlanan bir mektup. Kitap her şeyden önce haksızlığın karşısında ne pahasına olursa olsun durmayı anlatıyor. Zola başına gelebilecekleri göze alarak doğruları söylüyor ve suçluları haykırıyor. Benim üzerinde durmak istediğim noktaysa bir sanatçının nasıl olması gerektiği: Sanatçılık, aydınlık boş sözler söyleyip, birkaç eser ortaya koymaktan ibaret değildir. Sanatçı halkın, doğrunun kılıcıdır;susmaz susturulamaz, halktan kopamaz, doğruluktan ayrılmaz. Öyleyse bu ekranlarda dolananlar aydın ya da sanatçı mıdır?
Onları ekranlarda tutan ve kendilerini bir halt sanmalarına vesile olan bizleri SUÇLUYORUM!