Sanma ki acı çekmekten korkuyorum.
Dayanacak gücüm dünyayı devirebilir.
Nergislerde boğulur,
Okyanuslara gömülürüm.
Belki yosunlar sarar kırık kalbimi.
Belki balıklar dindirir yüreğimde ki acıyı.
Arabalarda ki motor sesi,
Sigara izmaritleri,
Sahte duygular, sahte gülümsemeler, sahte acı ve sahte aşklar...
Kahkahamı basıyorum hepsinin yüzüne.
Hazreti tanrı oturuyor beynimin üzerine
Ve gıdıklıyor bağırsaklarımı.
Sıçasım geliyor tüm güzelliklerin içine.
Boşlukta akan kanımı emer mars.
Kadınlar, tanrının kusmuğudur.
Tanrı kendisinin en büyük hatasıdır büyük bir ihtimalle...
Eğer bir ahir zaman peygamberi olsaydım ve yeni bir din yaymak için kullansaydım sözcükleri, “Ağla...” diye başlardım. Ağla... Ağla, çünkü ağlamadan anlayamazsın.
Hatta bazen hiç konuşmadan anlaşılabilmek uğruna, az lafla anlaşılabilme ihtimallerimi bile sakat bıraktım. Ergenliğim boyunca anlaşılamamaktan şikayet ettim hep, büyüdüğümde de anlaşılmaya çalışmaktan vazgeçtim.