Fizikçi Niels Bohr, kuantum fiziğinin sunduğu büyük gizemler karşısında atomun yapısını anlamanın tek yolunun "anlamak" fiilinin tanımını değiştirmek olduğunu söylemişti.
Tıpkı bunun gibi insanın kendisini bilmesi de "bilmek" fiilinin tanımını değiştirmekten geçiyor olabilir.
Türkiye bu zavallı duruma 1946'dan sonra düşmüştür. Çünkü 1946'dan sonra ülke idaresi tam cahillerin eline geçmiştir. 1920'lerden beri gelen Atatürk'ün elit idaresinden intikam almaya azmetmiş bu kırsal güruh, Türkiye'yi gerçek bir felakete sürüklemiştir. Ülkedeki tüm sözüm ona "gelişme" dünya gelişme hızının çok gerisinde kalmış, ancak zır cahil üçüncü dünya ile kıyaslandığında "göğsümüzü kabartan" otoban gibi, gökdelenler gibi, telekomünikasyon gibi kopya ürünleriyle yaşam seviyesi yukarı doğru kımıldamıştır.
Medeniyet, birbiriyle kavga etmeden ayrı fikirlerde olabilme yeteneğini geliştirmiş toplumların yaratmış oldukları bir kültürdür. Bu kültürün en önemli özelliği bilimi oluşturmalarıdır; zira bilim gözleme ve tenkide dayanır.