"Aydınlık başlarını büyük bir hafiflik ve neşe içerisinde sallayan, yaşam yolunda bir balo salonundaymışçasına rahatça ilerleyen şu insanları düşündüm bir kez. Hiçbirinin gözünde bir sıkıntı belirtisi, sırtında herhangi bir yük yoktu. Neşeli ruhlarını belki bir tek sıkıcı düşünce, bir tek mini mini ve gizli acı bile bulandırmıyordu. Sonra bir de dönüp kendi halime baktım; omuz omuza yürümekteydim bu insanlarla, gençtim, çiçeği burnunda sayılırdım, ama gel gör ki mutluluk denilen şeyi unutmuştum bile."
"Harika bir geceydi, belki de sadece gençken yaşanabilen gecelerden biriydi. Gök öyle yıldızlıydı, öyle aydınlıktı ki, ona bakınca insan ister istemez kendi kendine soruyordu: Böyle bir göğün altında huysuz ve kaprisli insanlar yaşıyor olabilir mi gerçekten?"