Nad

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Puan vermedi·68 syf.··
2025 4. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 02:37
İnanılmaz etkileyiciydi be.. Kitabı yeni bitirdim ve şu an bu zamana kadar nasıl oldu da okumadım bunu sorguluyorum... Cümleler acıyı bana derinden hissettirdi.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Frankenstein ya da Modern Prometheus
Puan vermedi·272 syf.··
2024 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2024 14:22
Spoiler içerebilir. Victor Frankenstein, İsviçre'nin iyi ve kültürlü bir ailesinin çocuğu. Üniversiteyi okumaya yurt dışına gitti ve orada doğa bilimlerinde, özellikle kimyada yıllarca bilgisine bilgi kattı. Zamanla küçüklüğünden beri zihninin gerilerinde barınan fikir kendini ortaya çıkardı ve Victor bu şeytani fikrin etkisiyle işe koyuldu. Amacı bir canlı yaratmaktı. Üstüne yıllarca çalıştı ve zaman zaman kafayı yiyecek raddeye dahi geldi. Sağlığı günden güne kötüleşti fakat nihayetinde cansız varlıklardan birleştirdiği parçalara yaşam bahşetti ve yaratığı canlandı, ayağa kalktı. Frankenstein'ın yarattığı hilkat garibesi, 2 metre boyunda, yüzü bakılamayacak kadar çirkin bir yaratık. Adeta bir canavar. Frankenstein yarattığın canavarın odasında ayaklandığını görünce ondan çok ürktü ve kaçtı. Evine döndüğünde canavarın gitmiş olduğunu gördü. Rahat bir nefes aldı, ardından bir süre ondan haber almadı ve neredeyse yaratığın varlığını unutuverdi. Ve hikayenin asıl başladığı yerdeyiz. Frankenstein ve canavarı arasında bir savaş.. Şimdi mi başladı yoksa Frankenstein o şeytanı yarattığı anda mı? Frankenstein nasıl yarattığını yaşama, özgürlüğe, yalnızlığa mahkum eder? Ne kadar da şeytanca bir davranış bu. Araç gereçleriyle çalıştığı, gözünün hırstan döndüğü o laboratuvarında farkında değildi yapmaya çalıştığı işin ehemmiyetinin. İnsanlık yaratıcısına isyan ediyorken binyıllardır, hilkat garibesi nasıl isyan etmesin yaratıcısına? Hem de onu bu dünyada çirkin ve yalnız bir mahlukat olarak bırakmışken... Frankenstein'ın yaratığının aslında ne kadar zeki, iyi yürekli, sevgiye muhtaç, insani bir varlık olduğunu görüyoruz ve onun bir şeytana dönüşünü izliyoruz yavaşça. Görünüşü yüzünden insanlar hep ondan korkup kaçtıkça, ona kötü sözler sarf ettikçe yaratığın yüreği yaralandı;
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Can Yayınları · 201821,8bin okunma
İnsanlığımı Kaybedişim
Puan vermedi·159 syf.··
2024 19. kitabı
Osamu Dazai'nin okuduğum ilk kitabı bu, daha önce mangasını da okumuştum ve başka kitaplarını da okumayı düşünüyorum. Mangayı tavsiye ederim, bu hikayeye güzel çizimlerin eklenmesiyle kitabı yaşıyorsunuz. Osamu Dazai'nin yavaş yavaş insanlığını yitirişine tanık olduğumuz kitabı. Doğduğu evden, hayatını belirleyecen çocukluk anılarını, öğrenciliği ve hayatın onu sürüklediği yitirişlerini anlatıyor Osamu Dazai bu kitapta. Varoluşun başından beri her zaman kendini uyumsuz hissetti ve insanları asla anlayamadı o. İnsanları anlamadıkça kendini içinde saklayan bir soytarıya dönüştü. İntihar girişimleri, alkolizmi, süslü cümlelerle anlatmasa da insan olan bizleri, insanın insanlığını yitirişine tanık oluşumuz derinden etkiliyor ve kimimiz düşünüyor: Yitiriyor muyum ben de insanlığımı, yoksa daha gelmedi mi o vakit? Belki zamanı gelmeden öleceğim. Belki de öldürmeliyim kendimi yitirmeden insanlığımı..
Edebiyat
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · Tokyo Manga · 202360,4bin okunma
Cesur Yeni Dünya: Bir Distopyanın Derinliklerine Yolculuk
Puan vermedi·272 syf.··
2024 16. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2024 01:34
Çok uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı bu. Sahaflarda, kütüphanede bulamadığım için en sonunda kırtasiyeden aldım. Ön sözü okurken spoiler yedim diye düşündüm ama kitabı okuyunca yanlış düşündüğümü anladım. Forddan sonra 632 yılında geçen kitabın başında kuluçka ve şartlandırma merkezinde müdürün öğrencilere orayı tanıtmasıyla ve şişelerdeki embriyoların nasıl şartlandırıldığını, yetişkin oluncaya kadar nasıl büyütüldüğümü anlatmasıyla cesur yeni dünyayı tanımaya başlıyoruz ve ve bu ütopyanın bize sunacağı hikayeleri merak ediyoruz. Sloganı "Cemaat, Özdeşlik ve İstikrar" olan dünya devletinde insanlar şişelerde uykuda öğrenme teknikleriyle kast sistemine göre epsilon, delta, gama, beta, alfa olarak sınıflandırıyor. Epsilonlar köle olarak, fabrikalarda çalışmak için ve yapacakları işi sevmek için şartlandırılmış en alt sınıf; alfalar ise sorumluluk sahibi, daha zeki ve entelektüel olan en üst sınıftır. Toplumun istikrarı için bu sınıflar gereklidir ve kimse başka bir sınıf olmayı istemeyecek şekilde şartlandırılır. Bahsettiğim gibi cesur yeni dünyada bebekler doğmaz, şişelerde oluşturulur. Aile kurmak, anne baba kavramları, eş, sevgili gibi ilişkiler yoktur ve hatta müstehcen kabul edilir. Herkes istediğiyle beraber olur. "Herkes herkes içindir." Cesur yeni dünyada mutsuzluk yoktur. Mutsuzluğa karşı soma adında bir hap alırlar ve soma tatiline çıkarlar. İnsanlar asla birey olamaz, yalnız ve özgür olamazlar. En önemlisi tanrı ve din kavramları kimse tarafından bilinmez ve bunu karşılayacak Ford vardır. Ford adına bayramlar insanların bir araya geldiği bayramlar düzenlerler, ilahiler okurlar. Dini ritüellerin yerini ford alır. Topluma aykırı ve bireyselliğini bulmuş olanlar ise adalara sürülür. Uygarlıktan uzakta bulunan vahşi ayrıbölgeler olarak bilinen
2024 Okuma Raporları
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,4bin okunma
Fırtınayı Kucaklamak
Puan vermedi·144 syf.··
2023 33. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 11 Aralık 2023 01:53
Mustafa Kutlu'nun okuduğum ilk kitabı oldu Fırtınayı Kucaklamak. Görür görmez dikkatimi çekti kitabın bu ismi. Kim olsa etkilenmez? Sadece iki kelimenin bir araya gelip de şöyle derin anlamlar barındırmasından, insanı düşünceler girdabına sokmasından daha güzel ne var? Kimi sayfaları şiir gibi geldi; fakat çoğunlukla yazar bir kürsü başında durmuş, bize sesleniyor gibiydi. Oldukça sade dili, kısacık cümleleri var. Kitaptaki öyküleri ve denemeleri ise en fazla üç sayfa. Öykü anlatımı da oldukça sürükleyici. Bunlardan ötürü kitabı okumanın, odaklanmanın güç olmadığını belirtmeliyim. Dönemimizde internet ve sosyal medya gibi araçlar sebebiyle toplumda genel olarak uzun süre odaklanabilmek ipte yürümekten daha meşakkatli hâle gelmişken bunun gibi kitapların kıymetli olduğunu düşünüyorum. Kitabın içeriği hakkında yorum yapmak gerekirse başlarında göç, savaş, vatan konulu yazılarını görüyoruz. İsyan ediyor zulme, hesap soruyor düşmana. "Neden?" diye soruyor. Neden bu birer birer toprağa düşen genç gölgeler? Küçücük evladının gözü önünde öldürülen babası... Kulaklarında çınlar annesinin feryatları. Nereye, ne kadar daha gideceğiz kanlar içinde? "Bir deniz ne kadar derin olabilir? Bir çocuk ne kadar yürüyebilir? Ufuk bu kadar karanlık, umut bu kadar uzakta olabilir mi?" İnsana, topluma, geleneğe verdiği değeri, taşraya olan sevgisini ve özlemini duyuyoruz her sayfada. Kitabın başından sonuna yazar ruhunda geçen fırtınalar içinde direniyor ve ardından kucaklaşıyor hakikaten.
Edebiyat
Fırtınayı KucaklamakMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 2019777 okunma