Aylinistan

Aylinistan
@Quarelda
Instagram/Youtube:Quarelda
Freelance Grafiker
Üniversite
61 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Arzu-yasak-sınırlar
“Normal heteroseksüel bir cinselliği var ve çok mutlu, orgazmlarla dolu bir şey yaşıyor.” Bu ne demek ki? Öyle olmadığı biliniyor, 3 kere orgazm olursan 5 kere olamazsın. Hatta çok olursan o zaman ereksiyonun gidebilir. Çok zevk almaya başlarsan bir süre sonra ilişkin bozulur ya da büsbütün onu nesne haline getirirsin ya da bir süre sonra aldatmaya başlarsın. Tam o tatmini bulduğun anda arzunun doğasından dolayı girdiğin, senden uzaklaşıp giden bir şey var. O yüzden üçüncü eleştiri hattı da, bütün o normalliğe ve az çok ahlaki olan iddialara karşı. Mesela şöyle bir psikanaliz anlatısını örnek olarak alalım: “Sonunda analizanım doktorasını da bitirdi, çok mutlu birisi oldu, evlendi, başka bir şehre taşındı, oradan sürekli kart atardı.” Bu niye iyi bir son? Niye iyi bir son böyle bir şey? Buradaki soru şu: Hasta tabii ki bunları yapabilir, tabii ki bunu arzusuyla yapabilir ama biz böyle bir şey isteyemeyiz. Niye isteyemeyiz? Cevabı işte bu arzu.
Reklam
Aile
İki adım geriden başlayabilir miyim soruyu cevaplamaya? Anne-kız ilişkisi en özel ilişkidir diyerek habire oğlanı dışarıda tuttuk, neden? Çünkü oğlan çocuğunun gelişme sürecinde babaya asılarak zaten anneden kopmak uğruna kan ter içinde bir mücadeleden geçmiş olması gerek, zaten anatomimiz ve toplum el birliği edip anne-çocuk dediğimiz o ilişkiyi koparmak için elinden geleni yapıyor bu süreçte. Erkek olmak denen sürecin büyük bir kısmı anne ile kurulan ilişkiden kurtulmaktır. Aslında burada üveylik niye erdemlidir kısmına geri döneceğiz. Oğlanın şansı tam da annenin yetersiz olduğunu gördüğü noktada gözünü çevirebileceği başka bir ebeveyni olması. Onu dünyaya, tarihe, sokağa atacak, “Al oğlum, oyna” diyecek birinin olması gerek, “Git üstünü başını kirlet”, “Düş kalk” diyecek biri lazım. Ödipus kompleksi zaten annenin yetersizliğinin keşfi ile başlıyor, bir şekilde ebeveynin yetersizliğini idrak etmemiz gerekiyor. Burada annenin yetersizliğini idrak etmediğimiz sürece büyümeye ikna edilemeyiz. Peter Pan olarak kalırız, masal dünyasında kalırız. Bir de anne bu role sığınırsa, ben yeterim yanılsamasını anne yaratmaya çalışırsa, bu faciadır. O yüzden demin iyi anne-baba tarifi verirken iyi anne kocasını seven kadındır dedim. Annelik zaten çocuğuyla doğal olarak ilişki kurmaya yatkındır. İyi annelik de bir anlamda çocukla mükemmel bir ilişki kurmayı denemek ve vakti geldiğinde onu kırma işini kolaylaştırmaktır. O yüzden iyi anne o ikili ilişkiye üçüncü figürü sevgiyle davet eden ve “Bak ben bu adamı seviyorum
Shakespeare
Freud'un dikkati ise insanın kendilik diye varsaydığındaki tekinsiz (uncanny) ötekilik üzerinedir. Bu düşüncesi şöyle özetlenebilir: “İnsan olmak kendine yabancı olmaktır, sürekli kendinle sanki bir başkasıymışsın gibi karşılaşmaktır” (Philips 2013). Kristeva da şöyle vurgular (1991): “Freud, ustalıkla, analitik olarak, bize kendimizdeki yabancılığı, ötekiliği, nasıl fark edeceğimizi öğretir.” Nitekim Freud’a göre, kültürel ve ırksal ötekilik, bahsedilen bu içsel ötekiliğin dışsallaştırılarak, canavarlaştırılarak, âdeta şeytan çıkartırcasına yansıtılmasından başka bir şey değildir. Shakespeare Fırtına’yı önemli bir hatırlatmayla sonlandırır: “Bağışlanmak isteyen bağışlamayı bilmeli.” Bağışlamak, ruhsallığın haset eden, ötekini düşmanlaştıran yönüyle tüm bunlardan suçluluk duyan yönünün, yani iki yakanın, bir araya gelmesiyle mümkün. Bu nedenle psikanaliz der ki, “Her ötekide bir parça sen var, kendini tanı.”
Macbeth
Ego için salt fantezide kaldığı ve doyuma ulaşma olasılığı uzak olduğu sürece bir arzuyu hoşgörmek ve zararsız bulmak sıradandır. Ne zaman ki doyuma yaklaşıp gerçek olma olasılığı güçlenir ve gerçekleşir, ego ondan kendini korumak için tüm savunmalarını harekete geçirir
Sayfa 117
Sen tapılmak için yaratıldın. (Ver abime ilgiyi!)
Dorian Gray derin bir nefes aldı. Yanaklarına renk geldi ve dudaklarında bir gülümseme belirdi. Tehlike geçmişti. Şimdilik güvendeydi. Yine de, kendisine bu garip itirafı yapan ressam için içten içe bir acıma duygusu hissediyor ve kendisinin de bir arkadaşının kişiliğinin bu kadar etkisi altında kalıp kalmayacağını merak ediyordu. Lord Henry'nin çok tehlikeli olma cazibesi vardı. Ama hepsi bu kadardı. Gerçekten sevilecek biri olmak için fazla zeki ve fazla alaycıydı. Acaba onu garip bir putlaştırma duygusuyla dolduracak biri olacak mıydı? Hayatın sunduğu şeylerden biri de bu muydu? ( Narsisizm 101)
Sayfa 214·Kitabı okudu
Reklam