Ece Işık

Ece Işık
@Queenlight
"Benim hatammış, kimse bana şemsiyemi paylaştığım için aferin demedi..." #So-won #Hope #Kdrama
Film Alıntısı
Ece Işık
Hope :'(
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Hiçbir zaman sakin olamamak, sanırım benim kaderim." Italo Svevo (Zeno'nun Bilinci romanından) "İnsanın konuşmak için konuşmadığını böylece öğrendim, 'bunu yaptım', 'şunu yaptım', 'yedim, içtim' demek için konuşmadığını, aksine kendi yaşam görüşünü geliştirmek, bu dünyada neler olup bittiğini kavramak için konuştuğunu." Cesare Pavese (Yeni Ay romanından) "İşte gidiyor, felaketlerin anası, koşuyor ve tüm dünyayı kendisiyle birlikte eve götürmeye çalışıyor... Ne garip, insan keşfetmeyegörsün, nasıl da tüm dünyaya sahip olabiliyor." Djuna Barnes (Gecenin Uzantısı romanından). Bir cümle de ben eklemek istiyorum: "Yaşamla ve ölümle hesaplaşmak için yazıyorum".
Ece Işık
Cesare Pavese 'Yeni Ay' romanının ismi Ay ve Şenlik Ateşleri olarak çevrilmiş. Djuna Barnes 'Gecenin Uzantısı' romanı ise Geceyi Anlat Bana olarak çevrilmiş. Arayanlara duyrulur.
Sañjīta karma, tüm geçmiş karmalarınızın toplamıdır. ... Beklentisiz ve öngörülemeyen herhangi bir şey prārabda'dan kaynaklanır. Ancak bilinçli olarak planladığınız ve yaptığınız her şey yeni karmadır. Mesela bilerek bir taşı tekmelersiniz ve parmağınızı incitirseniz, bu āgami karmadır. Eğer sadece yürürken birdenbire bir taşa çarparsanız ve incirseniz, bu prārabda'ya bağlıdır. ... üç karma türü: sañjīta, prārabda ve āgami.
Ece Işık
Bu açıklama, karma felsefesi ve farklı karma türlerini anlamanızı sağlamaya yönelik bir açıklamadır. Karma, yaptığımız eylemlerin, düşüncelerin ve duyguların sonuçlarıyla ilişkilidir. Bu sonuçlar geçmiş yaşamlarımıza, mevcut yaşamımıza ve gelecekteki yaşamımıza etki eder. Bu karma türleri şöyle ayrılabilir: Sañjīta Karma: Bu, geçmiş yaşamlarımıza ait karma birikimidir. Yani, daha önceki yaşamlarımızda yaptığımız eylemlerin tüm sonuçları bir araya gelir ve şu anki yaşamımıza etki eder. Bu karma, hala aktif olmasa da gelecekteki yaşamımızı şekillendirebilecek bir tür birikmiş karmadır. Örneğin, geçmişte yaptığınız iyi ya da kötü bir eylem, şu anki yaşamınızda bazen doğrudan etkilerini gösterir. Prārabda Karma: Bu, şu anki yaşamımızda deneyimlememiz gereken karma türüdür. Prārabda karma, geçmiş yaşamlarımızda yaptığımız eylemlerden dolayı bu yaşamda deneyimlememiz gereken olayların birikimidir. Beklenmedik ve öngörülemeyen olaylar prārabda karma ile ilişkilidir. Yani, bir şeyin meydana gelmesi, sizin bir beklentiniz olmasa da, bu karma türüne bağlıdır. Örneğin, bir taşa çarptığınızda düşüp bir yerinizi incitmeniz prārabda karma olabilir çünkü bu, sizin kontrolünüz dışında gelişen ve önceden belirlenmiş bir olaydır. Āgami Karma: Bu, şu an ve gelecekte yaptığınız eylemlerden kaynaklanan yeni karmadır. Yani, bilinçli olarak yaptığınız ve planladığınız eylemlerin sonucudur. Eğer bilerek bir taşı tekmelersiniz ve parmağınızı incitirseniz, bu, yeni bir karma türü olan āgami karma olacaktır. Çünkü burada sizin iradeniz ve kararınız etkilidir. Bu karma türü, gelecekteki yaşamınızı etkileyecek şekilde yeni deneyimler yaratır. Özetle, üç karma türü şunlardır: Sañjīta: Geçmiş yaşamlarımıza ait karmaların toplamı. Prārabda: Şu anki yaşamımızda deneyimlememiz gereken karma, beklentisiz olaylar. Āgami: Şu an yaptığımız ve gelecekte etkilerini göreceğimiz yeni karma.
Zihin maddesi (citta), kendi kendine ışık saçan (kendiliğinden bilinçli) bir şey değildir, çünkü o Puruṣa tarafından algılanan bir nesnedir. Burada, daha önce bahsedilen aynı fikri görüyoruz: Zihin maddesi özne değildir. Tek özne, Puruṣadır (saf bilinç). Zihinsel işlevler, senin, yani Puruṣa'nın algıladığı şeylerdir. Algılanan hiçbir şey algılayan olamaz ve tersi de geçerli değildir. Eğer bir algılayıcı, başka bir şey tarafından algılanıyorsa, o artık algılayıcı değil, algılanan bir nesne haline gelir. Bu farkındalığa gerçekten sahip olmak, yani algılayan ile algılananı tamamen ayırmak, Yoga’dır. Bu kulağa kolay geliyor. Peki neden her zaman bu farkındalığı koruyamıyoruz? Çünkü zihnin doğası henüz tam olarak berrak değildir. Zihin bizi aşağıya çeker, bizi kendisinden ayrı tutmaz. Māyā (yanılsama) bizi kandırır. Diyelim ki dün zihinsel bir deneyim yaşadın ve bu sana kalıcı tatmin getirmedi. “Artık bunu sevmiyorum ve istemiyorum. Bu son kez bunun peşinden koşacağım.” diyebilirsin. Ama iki gün sonra yine aynı şeyi istemeye başlarsın. Bu ne anlama geliyor? Belli bir noktada gerçek bilgelik yüzeye çıkar, ama sonra māyā bizi tekrar kandırır. “Dün bu bana acı verdi, ama bugün harika olacak. Hadi deneyelim.” Bunun nedeni egodur. Ego, zihnin temelidir ve senin gerçek doğanı anlamanı ve yaşamanı engeller. Bu yüzden sen aslında Puruṣa (saf bilinç) olsan da, bunu her zaman deneyimleyemezsin. Örneğin, birine zarar verdiğinde “Ben yapmadım, sadece zihnim yaptı.” diyebilirsin. Ama başkası sana zarar verdiğinde aynı farkındalığı koruyamazsın. “Aslında beni inciten sen değildin, sadece zihnin bunu yaptı, o yüzden sana kızamam.” diyebilmelisin. Biz hata yaptığımızda suçu zihne atarız. Ama biri bize yanlış yaptığında, 'Bunu nasıl yaparsın?!' diye tepki gösteririz. Hatha Yoga’da
Ece Işık
Yoga felsefesindeki temel kavramlardan biri olan "Puruṣa" (saf bilinç) ve "Prakṛti" (madde, zihin, beden) ayrımını anlatıyor. 1. Zihin, algılayan değil, algılanandır. Zihin, bizim özümüz (Puruṣa) değildir, çünkü o bir nesne gibidir—gözlemlediğimiz, değişken bir şeydir. Gerçek özümüz Puruṣa’dır (saf bilinç) ve değişmez. 2. Yanılsama (Māyā) bizi sürekli kandırır. Zihin sürekli bir şeyleri arzulamaya devam eder ve bu arzuların kalıcı tatmin getireceğini düşündürür. Ancak geçici hazlar tatmin getirmez ve bir süre sonra aynı arzulara tekrar kapılırız. Bu döngüden çıkmanın yolu, zihinle özdeşleşmemek ve gerçek özümüzü fark etmektir. 3. Egoya bağlı kaldığımız için bu farkındalığı koruyamıyoruz. Egomuz yüzünden kendimizi zihin ve bedenle özdeşleştiriyoruz. Ama gerçek spiritüel farkındalık, zihnimiz ve bedenimizle özdeşleşmeyi bırakmakla başlar. 4. Spiritüel pratik, bu farkındalığı tekrar tekrar hatırlamaktır. Gerçek benliğimizi sürekli olarak hatırlamamız gerekir. Zihnimiz bizi tekrar kandırsa da, bu farkındalığı yeniden ve yeniden kazanmaya çalışmalıyız. İşte bu Yoga’nın özü ve spiritüel pratiğin kendisidir. Bu pasaj, zihinle özdeşleşmeyi bırakıp saf bilinç (Puruṣa) olarak yaşama farkındalığını geliştirme sürecini anlatıyor. Yoga ve meditasyon pratiği de tam olarak bu farkındalığı sürekli olarak geri getirme çalışmasıdır.