kulaklarım kanıyor jose,
kanıksadığım herkes haklı çıktılar,
ben hastayım.
teorize edilen temennileri tırnak içinde kullanmaktan yoruldum,
bu tahtı buraya kim koymuşsa bir ayağı eksik jose.
künyemi çoktan bağışladım sana,
deniz fenerleride hastalanmaya başladılar
okyanus olmak için kaçan denizlerin peşinden.
yüzümde
nihalistan bir keder durmadan kalbime dolanıyor,
ben ise en çok burada susmayı öğrendim
sesimin kemikleri tek tek kırılana dek...
12 Eylül dönemi, polisler bir eve baskın yapıyorlar.Üniversiteli çocuklar var odada.
-Komünist misiniz siz?
-Değiliz abi,vallahi billahi değiliz.
Evi arıyorlar cidden Das Kapital,solcu dergiler falan.Polis bir bakıyor duvarda Karl Marx'ın çerçeveli resmi.
-Kim ulan bu?
Sessizlik.. Çocuklardan biri atlıyor:
-Dedemin Resmi
-Böyle nur yüzlü bir deden var,utanmıyor musun lan komünist olmaya!
Ama Tanrı her şeyin, meleklerin de üzerindedir Sofi. Birbirleriyle bağlantısı içinde, bir bütün olarak her şeyi görür ve bilir.
- O zaman şimdi bizi de görüyordur.
- Evet, belki de. Ama "şimdi" değil. Çünkü Tanrı'nın zamanı bizimkiyle aynı değildir. Bizim "şimdi"miz Tanrı'nın "şimdi"siyle aynı şey değildir...