Hayatın sıradanlığını intahar ile çıkışa götürmeye çalışması oldukça ironik ama iki kere sıradan. Bir noktaya kadar okuyabildim ama sonrası gitmedi, belki başka bir zaman bitirebilirim ama pek sanmıyorum.
'' Sözcüğün en yaygın kullanımına göre cisim-dışı dediğimiz şey, bağımsız olarak var olduğu düşünülebilen şeydir. Ancak boşluk hariç, cisim-dışının bağımsız olarak var olduğu düşünülemez. Boşluk ise ne bir şey üzerine etkide bulunabilir, ne de kendisi üzerine bir etkide bulunabilir. O sadece cisimlerin kendi içinde hareket etme imkanını sağlar. Dolayısıyla ruhun bir cisim olmadığını ileri sürenler boş bir şey söylüyorlar. Çünkü eğer bu yapıda olsaydı, ne bir şey üzerinde etkide bulunabilirdi, ne de kendisi üzerinde etkide bulunabilirdi. Oysa ruhun bu iki özelliği taşıdığı açıkça görülmektedir. '' Epikuros, Herodotos'a Mektup, 67
Hatta her tür tasadan uzak, yalnızca güneşlenmekte olan bir kimse bile, olanaklar dahilinde düşünür: Yazmaya devam etmek, bir suya girip çıkmak veya gidip bardağını doldurmak. Dasein 'her zaman o anda olduğundan daha fazla bir şeydir'; her zaman devamlılığın alternatif, olası yolları arasında gidip gelmeye hazır bir haldedir(uyuduğu anlar dışında).
Kendini işine kaptıran zanaatkarın tek odak noktası ya çaktığı çivi ya da o esnada yaptığı ayakkabıdır. Bir 'ego' olduğunun bilincinde olmak şöyle dursun, kendinin bile farkında değildir o sırada. Kendisine odaklanmasını sağlayacak tek şey herhangi bir aksilik çıkması olabilir.