Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitaphaber'in geçtiğimiz ayki seçkisi İskender Pala'nın İki Dirhem Bir Çekirdek kitabıydı. Merakla ve çok severek okudum. İçeriği ağır eserlerden sonra tatlı niyetine gibi geldi. Tahlile hepsini yetiştiremesem de akşam programa katıldım; harika bir akşam oldu. Özlem duyduğumuz eski sözlere, günlere gittik bol bol.
Kitapta tam 98 deyimin nereden geldiği, yazarın alışık olduğumuzun aksine oldukça sade bir diliyle kaleme alınmış. Bu sadelik bazı arkadaşlarımız tarafından eleştirilse de ben eserin tam da olması gerektiği gibi yazıldığını düşünüyorum. İskender Pala, 'kelimelerin ve sözlerin ruhu vardır' düşüncesini okura resmen yaşatmış.
İçinde daha önce hiç duymadığım, kullanmadığım veya kullansam dahi manasını tam kavrayamadığım deyimler vardı. Deyimler ezelden beri ilgimi çeker; ailemde de çok kullanılırlar. Sanırım burada 'Ne varsa eskilerde var' demek gerekiyor. Gelecekten umutsuz değilim ama geçmişin tadı bir başkaydı; tahlil akşamında da bunu sıkça yad ettik.
Hikâyesini ilk kez duyduğum birkaç deyimi şuraya bırakayım ama içerik hakkında 'susma hakkımı' kullanıyorum; okuyacak olanlara haksızlık olmasın:
•Adın Deftere Geçti
Afyonu Patlatmak
•Ahfeş'in Keçisi
•Aslına Hu... Nesline Hu...
•Ceza-yı Sinimmar
•Demokles'in Kılıcı
•Goygoyculuk Yapmak
•Sırra Kadem Basmak
•Karakuși Hüküm
Kelimelerin ruhu olduğuna inanıyorsak, bu ruhu yaşatmak da bizim elimizde. Gelin, bu güzel deyimleri sadece kitap sayfalarında bırakmayalım; sohbetlerimize, sofralarımıza, bugünün diline yeniden konuk edelim...
@kitaphaberokuma
@gulnaz_eliacik_yildiz 🪻