‘’Eğer bir taşa takılıp tökezlersem o taştan yürüdüğüm yere dikkat etmeyi öğrenirim. O andaki ‘guru’m odur, çünkü bana bir şey öğretmiştir. O bana bir şeyler öğretmesini beklediğim biri değildir. Eğer ben bir şey öğrenememişsem öğretici de yoktur. Ne var ki insanlar genellikle, kendilerine guru gibi görünen insanların peşinden gitmeyi seçiyorlar. Oysa insanlık kavramı bundan çok daha yüksektir, çünkü insanlar bireydir, öğreticinin sürecinden geçmesi gereken nesneler değil… Başkalarından daha çok bildiğimize inanmak bir yanılgıdır, öğrendiklerimizden daha da ötesini öğrenmeye her zaman ihtiyacımız vardır. Bazen farklı yaşantılara ihtiyacımız olduğu düşüncesine kapılırız, ama farklı yaşantılar diye adlandırdığımız şeyler, aslında, henüz özümsememiş olduğumuz yaşantıların kısmi içerikleridir…’’