Bütün erkeksi görünüşüme rağmen son derece korkağımdır. Göz korkutucu bir ahlâksızlık çamuruna bulaşmak düşüncesi karşısında romantik ruhum buz kesilir, soğuk terler döker.
Güzelim orada yüzü koyun uzanmış, gözlerimin ve bütün bütüne göz kesilmiş kanımın faltası gibi açılmış binbir başlı bakışlarımın önüne hafifçe kamburlaşmış kürek kemiklerini, omuriliğinin çukurluğu boyunca açan çiçekleri, siyah kumaşla örtülü gergin, dar kalçalarının yuvarlaklığını, okullu kız baldırlarının serin sahillerini sermişti.
Harika bir cilt, ah, harika, yumuşacık. Güneşten yanmış, en ufak bir pürüz vok. Şuruplu dondurma sivilce yapar. Derinin altındaki kıl koku torbacıklarını besleyen sebum adlı yağlı maddeler çoğaldıklarında, iltihaba yol açan bir rahatsızlığa neden olabilirler. Fakat supericikleri bütün gün ağır yiyecekler yeyip durdukları halde ciltlerinde bir tek sivilce yoktur. Tanrım, ne azap bu, tepesindeki ipeksi pırıltı nasıl da kumral saçlara dönüşüveriyor aşağıya doğru. Hele tozlu ayak bileğinin kenarına gelen yerde tıp tıp atıveren o küçük kemik...
Ellerin arasında kaybolur eller. Lotus çiçekleri siyah açar çarşamba günleri. Bu yaşlı gözler ve ihtiyar vücut, yıllanmış bir kutsal kitabın bilge ruhunu taşıyor. Gözlerim akıyor gözlerinin içine, bir yumurtanın beyazı tik taklarla dönüyor ve parmaklarım sihirli peri asalarını arıyor. Bir kedinin beyaz kirpikleri arasından bakıyorum bugün sana. Mırılda, mırılda küçük vanilya. Kışın yanan bir sobanın dibine kıvrılmış, kuyruğunu kıstırıp bacaklarının arasına, asla var olmayan evlerin kibar sokak kedisi. Koynumun bir köşesine senin adını tebeşirle yazacağım. Kırmızı ledler alırız yatak odamıza ve tam kalça hizzamda bir masa istiyorum, evet. Gündüzleri bir Lotus hissiyatıyla açan gövdem çamurlara bulunacak korkusunu taşır içinde. Pencere demirlerinden kıvrılır, her gece ruhumu başka bir sobanın sıcaklığında dinlendiririm. Mırıl mırıl mırıldanır, asla var olmayacak evlerin hayalperest kedisi.