Aslında yorum yapmayacaktım fakat açıkçası dayanamadım!
Daha önce Jane Austen’ın ikna, mansfield park ve Emma kitaplarını okumuştum. Bu kitabı da kız kardeşim olumuş, öve öve bitirememişti. Ben öncelikle neden bu kitap okunmalıyı anlatacağım:
Kitabı diğer romanlara oranla çok daha durağan çok daha gündelik buldum. Bu nedenle aklımın bir köşesine “Kimseye ilk olarak bu romanı önermemeliyim” şeklinde not aldım. Fakat biliyorum ki pek çok Jane Austen okuyucusu bu tarz betimlemeleri, günlük olayları aktarış tarzını beğeniyor. Bu nedenle eğer ki Aşk ve Gururu okudunuz ve Çok beğendiğiniz o zaman iddia ediyorum ki okumaktan memnun kalırsınız.
(Benim gibi daha çok olayın, daha çok karakterin olduğu bir romandan başlamak isterseniz mansfield ya da emma romanlarını öneririm.)
Evet kitap ilgi çekici başlamadı ama estetik bir zevk verdi. Özellikle 1800lern İngiliz kültürü hoşuma gittiği için ben karakterlerin davranış biçimlerini, yapmacıklıklarını okumaktan büyük zevk aldım. Fakat-
Spo-
İlk defa kendimi bir kitabı okurken kore dizisi izliyormuş gibi hissettim. Son 100 sayfaya girerken halbuki ne kadar ümitliydim. Kesin dedim, kesin albay. Hem eleanor daha iyilerine layık. Fakat işte olmadı... oradaki hayal korıklığımı 20-30 sayfa sonra olağanüstü saçma bir şekilde olayların açıklandığı Edward sahnesi bile kurtaramadı. Yok arkadaş çiftler daha güçlü olmalıydı...
Ama sonra bu romanın Jane’in ilk romanı olduğunu hatırladım. Evet bu onun ilk denemesiydi ve aslında romantikliğe değilnip insan eleştirisi yapıyordu. Genç kızların toyluğuna yanıyor, onları sertçe eleştiriyordu. Hoş, böyle bir romanın yazılması bile benim çok hoşuma gitti çünkü marieanne gibi davranacak çok kız var bu dünyada.
Eleanor ise benim için bir deneme sürümüydü. Hayatımı onun yönünde ilerlettiğim şu