"Ama burada yeni bir öykü başlıyor: Bir insanın yavaş yavaş yenilenmesinin, yeni bir hayat bulmasının, bir dünyadan başka bir dünyaya geçmesinin, hiç bilmediği yepyeni bir gerçekle tanışmasının öyküsü… ve bu öykü yeni bir kitabın konusu olabilir. Bizim şimdiki öykümüzse burada bitiyor."
Fyodor Dostoyevski'nin bir kitabı olmasını istedim ve bunun için de daha önce hakkında hiçbir şey duymadığım bu kitabını seçtim.
Fyodor Dostoyevski bu kitabı sürgündeyken kaleme almış ve kitaba kendi hayatından da birçok şey katmış. Kitabın ana karakteri olan Prens Mişkin de yazarımız gibi sara hastalığından muzdariptir. Kitabın ilk sayfalarındaki anlatılan hikayede yüzüne karşı ölüm fermanı okunmasına rağmen son anda bağışlanan kişide yine yazarımızdan başkası değildir.
"Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: Ya bir insan yolculuğa çıkar ya da şehre bir yabancı gelir." Bu kitabımızda da ikincisi oluyor. Kitabımızın başında, tedavi olduğu İsviçre'den trenle Petersburg'a geliyor Prens Mişkin. Trenden iner inmez de doğruca şehirdeki tek ve uzaktan akrabası olan Lizaveta Prokofyevna'nın evinin yolunu tutuyor. Henüz ayak bastığı Petersburg şehri ve şehrin çürümüş, iki yüzlü, paraya tapan aristokrasisi hakkında en ufak bir bilgiye dahi sahip olmaması ve onlar gibi olmaması kimilerine göre "budala" olmasının yegane sebebidir.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,4bin okunma